handiworkhappenstance
/ 26
handiworkhappenstance
handiwork[n]

el emeği,el işi

handkerchief[n]

mendil,kumaş mendil

handle[v][n]

üstesinden gelmek • tutacak

handlebar[n]

gidon

handlebar mustache[n]

palabıyık

handler[n]

antrenör

handling[n]

elleçleme,işleme

handlock[n]

kelepçe,bilek zinciri

handmade[adj]

el yapımı

handoff[n]

el verme,aktarım

handout[n]

yardım,destek

handpan[n]

handpan,el ile çalınan vurmalı çalgı

handprint[n]

el izi,el baskısı

handrail[n]

trabzan

hands down[phrase]

rahatça

hands-on[adj]

aktif katılımlı

handsaw[n]

el testeresi,tek elle kullanılan testere

handset[n]

telefon ahizesi

handsewn[adj]

el dikişi,elle dikilmiş

handsfree[adj]

eller serbest,hands-free

handshake[n]

tokalaşmak

handshaking[n]

el sıkışma,tokalaşma

handshape[n]

el hareketi

handsome[adj]

yakışıklı

handsomely[adv]

şık bir şekilde,zarifçe

handstamp[n][v]

el baskısı,mühür • damgalamak,kaşelemek

handstand[n]

amut,el duruşu

handwork[n]

el işi,elle yapılan iş

handwoven[adj]

el dokuması,elle dokunmuş

handwriting[n]

el yazısı,el ile yazı

handwritten[adj]

el yazısı,elle yazılmış

handy[adj]

kullanışlı

handyman[n]

tamirci

hanetsuki[n]

hanetsuki

hang[v][adv][n]

asmak • şaşırtıcı bir şekilde • asma,askı pozisyonu

hang a ba[phrase]

birine hakaret için çıplak kıçını göstermek

hang a left[phrase]
hang a right[phrase]
hang about[v]

oyalanmak,etrafta dolasmak

hang around[v]

amaçsızca ortalarda dolanmak

hang around with[v]

takılmak,vakit geçirmek

hang back[v]

geride kalmak,oyalanmak

hang by a thread[phrase]

pamuk ipliğine bağlı olmak

hang drum[n]

Hang

hang five[phrase]
hang glide[v]

yamaç paraşütü ile uçmak,delta kanat yapmak

hang glider[n]

yelken kanat,motorsuz planör

hang gliding[n]

planör ile uçma

hang hat on[phrase]

dayanmak

hang in the air[phrase]
hang in there[phrase]

dayan

hang loose[v]

rahatlamak,sakin olmak

hang noodles on ears[phrase]
hang on[v]

biraz beklemek

hang on by fingernails[phrase]

zar zor ayakta kalmak

hang on to[v]

sıkıca tutunmak,kararlılıkla korumak

hang out[v]

oyalanmak

hang over[v]

üzerinde asılı durmak,belirmek

hang over head[phrase]
hang ten[phrase]
hang tight[phrase]

biraz beklemek

hang together[v]

bir arada kalmak,birbirini desteklemek

hang up[v]

telefonu kapamak

hang up boots[phrase]

kramponları asmak

hang up gloves[phrase]

eldivenleri asmak

hang upon[v]

bağlı olmak,dayanmak

hangar[n]

hangar

hanger[n]

askı

hanging[n]

asılı durma,asılı olma

hanging basket[n]

asılı sepet

hangman[n]

cellat

hangout[n]

takılma yeri

hangover[n]

içki sersemliği

hangry[adj]

açlıktan sinirli,açlık yüzünden öfkeli

hangul[n]

Hangıl

hanja[n]

hanja

hank marvin[adj]

açlıktan ölmek,kıtlıktan çıkmış gibi

hanker[v]

özlemek,can atmak

hanky panky[n]

hile,düzenbazlık

hannukah[n]

Hanuka,Işıklar Bayramı

hanok[n]

geleneksel Kore evi

hans device[n]

HANS cihazı,HANS donanımı

hansom cab[n]

hansom fayton,hansom taksi

hanukah[n]

Hanuka,Işıklar Bayramı

hanukkah[n]

Hanukah

hanzi script[n]

Hanzi yazısı

hap[n][v]

tesadüf,rastlantı • olmak

hapa[n]

Asyalı-beyaz melez,Asyalı/Pasifik Adalı ve beyaz karışık kökenli kişi

hapax legomenon[n]

bir yazıda sadece bir kere geçen kelime

haphazard[adv][adj]

rastgele,düzensiz bir şekilde • dikkatsiz,dağınık

haphazardly[adv]

düzensiz bir şekilde,plansızca

hapkido[n]

hapkido,kendini savunma için eklem kilitleme, fırlatma ve vuruşlara odaklanan bir Kore dövüş sanatı

hapless[adj]

talihsiz

haploid[n][adj]

haploid,haploid hücre • haploid,monoploid

haplology[n]

hece düşmesi

happen[v][adv]

meydana gelmek • belki,muhtemelen

happen on[v]

rastlantıda bulmak,tesadüfen karşılaşmak

happen to the best of us[phrase]
happening[n][adj]

olay • harika,moda

happenstance[n]

tesadüf

LanGeek
Uygulamayı İndir