high blood pressurehighland
/ 26
high blood pressurehighland
high blood pressure[n]

yüksek tansiyon,hipertansiyon

high card[n]

en yüksek kart

high chair[n]

bebek mama sandalyesi

high collar[n]

yüksek yaka,dik yaka

high dependency unit[n]

yüksek bağımlılık ünitesi

high fantasy[n]

yüksek fantezi

high fashion[n]

yüksek moda,lüks moda

high fidelity[n]

yüksek sadakat,hi-fi

high gear[n]

yüksek vites,maksimum hız

high ground[n]

üstünlük

high heels[n]

yüksek topuklu ayakkabı

high horse[n]

kibirli tavır

high jump[n]

yüksek atlama,yüksek sıçrama

high noon[n]

öğle vakti,tam öğle

high on the hog[phrase]

lüks içinde

high point[n]

doruk noktası,zirve

high profile[n]

yüksek profilli,çok dikkat çeken

high relief[n]

rölyef

high rider[n]

yüksek süspansiyonlu araç,yükseltilmiş araba

high roller[n]

yüksek bahis oynayan kumarcı

high school[n]

lise

high score[n]

yüksek puan

high seas[n]

açık deniz,uluslararası sular

high season[n]

tatil sezonu

high society[n]

yüksek sosyete,elit

high status[n]

yüksek statü,üstün statü

high street[n]

ana cadde

high style[n]

yüksek moda,öncü stil

high tea[n]

ikindi kahvaltısı

high tech[n]

ileri teknoloji

high technology[n]

yüksek teknoloji,ileri teknoloji

high temperature[n]

yüksek sıcaklık,sıcaklık yüksekliği

high tide[n]

yüksek gelgit,yüksek med

high up[adv]

yüksekte,yukarıda

high-achieving[adj]

yüksek başarılı,yüksek performanslı

high-altitude[adj]

yüksek irtifa,yüksek rakım

high-angle shot[n]

yüksek açılı çekim

high-back sofa[n]

yüksek sırtlı koltuk

high-calorie[adj]

yüksek kalorili

high-carb[adj]

yüksek karbonhidratlı,karbonhidrat açısından zengin

high-class[adj]

üst sınıf,lüks

high-definition[adj]

yüksek çözünürlük,HD

high-density polyethylene[n]

yüksek yoğunluklu polietilen,HDPE

high-end[adj]

yüksek donanımlı

high-fibre[adj]

lif oranı yüksek

high-five[n][v]

beşlik çakma,high-five • beşlik çakmak,high-five yapmak

high-flow[adj]
high-flown[adj]

ağdalı,şatafatlı

high-flyer[n]

gözü yükseklerde olan

high-flying[adj]

çok başarılı

high-grading[n]

en iyileri seçme,seçici ayıklama

high-heeled[adj]

yüksek topuklu

high-intensity interval training[n]

yüksek yoğunluklu interval antrenman

high-key[adv]

açıkça,belirgin bir şekilde

high-key lighting[n]

yüksek anahtarlı aydınlatma

high-level[adj]

yüksek seviyeli,yüksek irtifadan

high-low[n]

hem iyi hem de kötü ellerin kazanabileceği oyun

high-maintenance[adj]

çok fazla dikkat gerektiren

high-minded[adj]

asil,idealist

high-performance[adj]

yüksek performanslı,üstün performanslı

high-pitched[adj]

yüksek perdeden

high-powered[adj]

yüksek enerjili

high-pressure[adj]

yüksek basınçlı,agresif ve ısrarcı

high-priced[adj]

pahalı

high-profile[adj]

kamuoyunca iyi bilinen

high-protein diet[n]

yüksek proteinli diyet

high-quality[adj]

yüksek kalite

high-ranking[adj]

üst düzey,yüksek rütbeli

high-rise[n][adj]

yüksek bina • çok katlı

high-risk[adj]

riskli

high-scoring[adj]

yüksek skorlu, çok sayıda gol atılan

high-security[adj]

yüksek güvenlikli,ultra güvenlikli

high-sounding[adj]

ağdalı,gösterişli

high-speed[adj]

yüksek hızlı,hızlandırılmış

high-speed photography[n]

yüksek hızlı fotoğrafçılık

high-speed train[n]

yüksek hızlı tren,hızlı tren

high-spirited[adj]

neşeli,coşkulu

high-stakes[adj]

risk altında

high-stepping[adj]

yüksek adımlı,yüksek adımla hareket eden

high-strung[adj]

gergin

high-tech[adj]

yüksek teknoloji

high-top[adj]

bileği kapatan (spor ayakkabısı)

high-topped[adj]

yüksek konçlu,üst kısmı yüksek

high-tops[n]

boğazlı spor ayakkabı

high-velocity[adj]

yüksek hızlı,hızlı

high-visibility[adj]

reflektörlü

high-visibility safety vest[n]

yüksek görünürlüklü güvenlik yeleği,floresan reflektif yelek

high-vitamin diet[n]

yüksek vitaminli diyet

high-waisted[adj]

yüksek belli

highball[n]

highball

highball glass[n]

highball bardağı

highbrow[n][adj]

entellektüel,bilge • aydın (kimse)

highbrowed[adj]

entellektüel,kültürlü

higher[adj]

üst düzey

higher education[n]

yüksek öğrenim

higher up[adv]

daha yukarı,daha yukarıya

higher-up[n]

üst,amir

highjacker[n]

soygunçu,araç soygunu yapan kişi

highjacking[n]

kaçırma,korsanlık

highland[n][adj]

dağlık bölge • dağlık,yayla

LanGeek
Uygulamayı İndir