hectographhemerobiid
/ 26
hectographhemerobiid
hectograph[n][v]

jelatinli baskı • hektograflamak,çoğaltıcıda kopyalamak

hector[n][v]

Hektor • gözünü korkutmak

hedge[n][v]

çit • kaçamak cevap vermek,sözü dolandırmak

hedge bets[phrase]

iki tarafa da oynamak

hedge sparrow[n]

çalı serçesi,çit serçesi

hedge trimmer[n]

çalı budama makası

hedgehog[n]

kirpi

hedgerow[n]

çalıdan oluşan çit

hedonism[n]

hazcılık

hedonist[n]

hazcı

hedonistic[adj]

hedonistik

heebie-jeebies[n]

aşırı gerginlik,titreme

heed[v][n]

önemsemek • dikkat,özen

heedful[adj]

dikkatli,özenli

heedfully[adv]

dikkatlice,özenle

heedless[adj]

dikkatsiz,ihmalkâr

heedlessly[adv]

düşüncesizce,pervasızca

heel[n][v]

topuk • topuklamak,topukla vurmak

heel hook[n]

topuk kancası,topuk çengeli

heel turn[n]

topuk üzerinde dönme hareketi

heel-and-toe shifting[n]

topuk ve parmak vites değiştirme,sürüş tekniği topuk ve parmak

heelflip[n]

heelflip,topuk çevirme

heels[n]

topuklu ayakkabı

hefty[adj]

ağır,büyük

hegemony[n]

egemenlik

heidelberg school[n]

heidelberg ekolü

heifer[n]

düve

height[n]

yükseklik

height of fashion[phrase]
heighten[v]

arttırmak,yoğunlaştırmak

heimdall[n]

Heimdall

heimlich maneuver[n]

Heimlich manevrası,Heimlich tekniği

heimlich manoeuvere[n]

Heimlich manevrası,Heimlich tekniği

heinie[n]

popo,kıç

heinous[adj]

iğrenç,korkunç

heir[n]

mirasçı

heirloom[n]

aile yadigârı,aile mirası

heist[n][v]

soygun • soymak,hırsızlık yapmak

hel[n]

Hel

helianthus[n]

ayçiçeği,helianthus

helical[adj]

helezonik,spiral

helical staircase[n]

helisel merdiven

helichrysum[n]

helichrysum,ölmez çiçek

helicoid[n]

helikoid,helezon yüzey

helicopter[n]

helikopter

heliograph[n][v]

helyograf • heliografla işaret vermek,güneş ışınlarıyla ayna kullanarak sinyal göndermek

heliosphere[n]

helyosfer,güneş rüzgarı etki alanı

heliotrope[n][adj]

heliotrop,kanı andıran kırmızı lekeleri olan yeşil kalsedon • heliotrop,derin mor

heliotrope gray[adj]

orta açık macenta

helipad[n]
heliport[n]
heliskiing[n]

heliski,helikopterli kayak

helium[n]

helyum

helix[n]

sarmal

hell[n]

cehennem,azap

hell for leather[phrase]

olabildiğince hızlı

hell out of[phrase]

fena halde

hell to pay[phrase]
hell-bent on[phrase]

bir şeyi kafasına koymak

hell-raiser[n]

belalı

hell's bells[n]

kahretsin

hell's teeth[n]

Allah kahretsin

hella[adv]

çok,süper

hellbender[n]

cehennem salyangozu

hellene[n]

hellen,yunan

hellenic[n][adj]

Helenik,Hint-Avrupa dil ailesinin Helenik kolu • Helenistik

hellenic language[n]

Helen dili,Yunanca

hellenistic[adj]

Helenistlere ait

hellish[adj]

berbat

hells angel[n]

bir Hells Angel,Hells Angels üyesi

helm[n][v]

dümen,liderlik pozisyonu • dümen kullanmak,yönetmek

helmet[n]

miğfer

helmsman[n]

dümenci,kaptan

helmswoman[n]
help[v][n]

yardım etmek • yardım

help a lame dog over a stile[phrase]

darda kalana yardım etmek

help desk[n]

bilişim danışmanı

help off with[v]

çıkarmasına yardım etmek,çıkarmak için yardım etmek

help on with[v]

giydirmek,yardım etmek

help oneself[phrase]
help out[v]

yardımda bulunmak

help with[phrase][v]

yardım etmek,destek olmak

helper[n]

yardımcı

helper t cell[n]

yardımcı T hücresi

helpful[adj]

faydalı

helpfully[adv]

yardımcı bir şekilde,faydalı bir biçimde

helpfulness[n]

yardımseverlik, faydalı olma

helping[n]

porsiyon

helpless[adj]

güçsüz

helplessly[adv]

çaresizce,güçsüzce

helpline[n]

yardım hattı (telefon)

helter-skelter[adv][adj]

rastgele,düzensizce • düzensiz,karmakarışık

hem[n][v]

kıvrım kenarı • öksürmek,'hem' demek

hem and haw[phrase]

ıkınıp sıkınmak

hem in[v]

kuşatmak,sıkıştırmak

hemaglobin test[n]

hemoglobin testi

hematocrit[n]

hematokrit,hematokrit ölçüm aleti

hematologist[n]

hematoloji uzmanı

hematology[n]

hematoloji

hemerobiid[n]

hemerobiid,küçük koyu renkli dantel sineği

LanGeek
Uygulamayı İndir