hobnobholiday entitlement
/ 26
hobnobholiday entitlement
hobnob[v]

kaynaşmak,sosyalleşmek

hobo[n]

serseri,evsiz

hobson's choice[n]

mecburi seçim

hock[n][v]

diz (arka ayak) • rehin bırakmak,teminat olarak bırakmak

hock-joint[n]

topuk eklemi,arka bacak tarsal eklemi

hockey[n]

buz hokeyi

hockey game[n]

hokey maçı,hokey oyunu

hockey player[n]

hokey oyuncusu,hokeyci

hockey puck[n]

hokey diski,hokey pakı

hockey skate[n]

hokey pateni

hockey stick[n]

hokey sopası,hokey çubuğu

hockey whore[n]

hokey fahişesi,hokey orospusu

hoco[n]

"homecoming"ın kısaltması, yıllık okul etkinliği dans ve kutlamalarla,"homecoming" kısaltması, dans ve şenliklerle yıllık okul etkinliği

hocus-pocus[n]

saçmalık,sözel aldatmaca

hod[n]

arkalık

hodgepodge[n]

karman çorman

hodgkin's disease[n]

Hodgkin hastalığı

hoe[n][v]

çapa • çapalamak

hoebag[n]

orospu,sürtük

hoecake[n]

tavada pişirilen mısır ekmeği

hoedown[n]

halk dansı partisi

hog[n][v]

büyük besi domuzu • kapmak,tekelinde tutmak

hog in armor[phrase]
hog ring[n]

domuz halkası pense

hog ring pliers[n]

domuz halkası pensesi

hoggish[adj]

obur,açgözlü

hognose snake[n]

domuz burunlu yılan

hogwash[n]

saçmalık

hoi tod[n]

kızarmış midye

hoisin sauce[n]

hoisin sosu

hoist[v][n]

kaldırmak,yukarı çekmek • kaldıraç

hoity-toity[adj]

yapmacık,gösterişli

hokum[n]

boş lâf

hold[v][n]

tutunmak • kavrama

hold a candle to[phrase]

boy ölçüşebilmek

hold a candle to the devil[phrase]

kötülüğün vücut bulmuş hâli olmak

hold a grudge[phrase]

kin beslemek

hold a place[phrase]
hold a special place in heart[phrase]
hold accountable[phrase]
hold against[phrase]

ayıplamak

hold all the cards[phrase]
hold an election[phrase]
hold attention[phrase]
hold back[v]

tutmak,engel olmak

hold breath[phrase]

heyecanla beklemek

hold captive[phrase]
hold dear[v]
hold down[v]

baskı altında tutmak,ezmek

hold down the fort[phrase]
hold fast[phrase]

inancında kararlı durmak

hold forth[v]

uzun uzadıya konuşmak,nutuk çekmek

hold hands[phrase]
hold head high[phrase]

başı dik gezmek

hold horses[phrase]

bir dur bakalım

hold in[v]

dışa vurmamak

hold in contempt[phrase]
hold in high regard[phrase]
hold it down[phrase]
hold off[v]

direnmek,dayanmak

hold office[phrase]
hold on[v]

beklemek

hold on to[v]

sıkıca tutunmak,tutunmak

hold on to hat[phrase]

sağlam bir şeye hazır ol

hold out[v]

uzatmak,sunmak

hold out for[v]

daha iyisi için direnmek,dayanmak

hold over[v]

şantaj yapmak,kontrol altında tutmak

hold own[phrase]

kendini savunabilmek

hold peace[phrase]

sessiz kalmak

hold prisoner[phrase]
hold promise[phrase]
hold sacred[phrase]
hold the floor[phrase]

sözü uzun süre bırakmamak

hold the fort[phrase]

işleri geçici olarak idare etmek

hold the key to[phrase]

anahtarı elinde tutmak

hold the record[phrase]
hold the reins[phrase]

dizginleri elinde tutmak

hold to[phrase]

sadık kalmak

hold together by a thread[phrase]
hold tongue[phrase]

dilini tutmak

hold true[phrase]
hold up[v]

geciktirmek,ertelemek

hold water[phrase]

sağlam temele dayanmak

hold-up[n]

gecikme,engel

holdall[n]

seyah çantası,büyük çanta

holder[n]

tutucu,taşıyıcı

holding[n]

tutma,elde tutma

holding pattern[n]
holdup[n]

silahlı soygun

hole[n][v]

delik • delmek,delik açmak

hole card[n]

pokerde oyuncuya kapalı olarak dağıtılan kart

hole in one[n]

bir vuruşta delik,as

hole out[v]

delik yapmak,delik bitirmek

hole saw[n]

delik açma testeresi

hole up[v]

saklanmak,gizlenmek

hole-and-corner[adj]

gizli,saklı

hole-in-the-wall[n]

küçük restoran

holiday[n][v]

tatil • tatil yapmak,tatil geçirmek

holiday camp[n]
holiday entitlement[n]

ücretli izin hakkı,yıllık ücretli izin günleri

LanGeek
Uygulamayı İndir