happilyhardwood flooring
/ 26
happilyhardwood flooring
happily[adv]

mutlulukla

happiness[n]

mutluluk

happy[adj]

mutlu

happy as a clam[phrase]

çok mutlu

happy as a cricket[phrase]

çok neşeli

happy as a flea in a doghouse[phrase]

çok mutlu

happy as a pig in shit[phrase]
happy as larry[phrase]

son derece mutlu

happy camper[n]

gayet memnun

happy ending[n]

mutlu son

happy hour[n]

indirimli içki saati

happy medium[phrase]

orta yol

happy wife happy life[phrase]

eşin mutluysa, sen de mutlu olursun

haptic[adj]

haptik,dokunsal

haram[n][adj]

haram (alan) • haram,yasak

harangue[v][n]

nutuk çekmek • abartılı konuşma

harass[v]

bezdirmek

harassment[n]

taciz

harbinger[n][v]

müjdeci • müjdelemek,haber vermek

harbor[n][v]

liman • barındırmak,sığınak sağlamak

harbor seal[n]

liman foku

harbormaster[n]
hard[adj][adv]

zor • zor bir şekilde

hard as nails[phrase]

sağlam ve duygusuz

hard ball stage[phrase]

şeker sertleşmesi

hard bop[n]

sert bop

hard bristle toothbrush[n]

sert kıllı diş fırçası,sert fırça uçlu diş fırçası

hard candy[n]

akide şekeri

hard cheese[phrase]

ne olmuş yani?

hard court[n]

sert kort,sert zemin

hard crack stage[phrase]

şekerin en yüksek sertleşme aşaması

hard disk drive[n]

sabit disk

hard drink[n]

sert içki,distile içki

hard drive[n]

hard disk

hard drug[n]

sert uyuşturucu

hard fantasy[n]

katı fantastik

hard flour[n]

güçlü un

hard hand[n]

sert el

hard hat[n]

baret

hard labor[n]

ağır iş,cezaevi çalışması

hard launch[n]

kamuya açıklama,resmi duyuru

hard left[n]

sert sol,aşırı sol

hard light[n]

keskin ışık

hard liquor[n]

damıtılmış içki

hard news[n]

sert haberler

hard nut[phrase]

çetin ceviz

hard of hearing[phrase]

ağır işiten

hard on the heels of[phrase]
hard pack[n]

sıkışık kar,bastırılmış kar

hard palate[n]

sert damak

hard pass[phrase]

kesin ret

hard power[n]

sert güç,zorlayıcı güç

hard right[n]

aşırı sağ,sert sağ

hard rock[n]

hard rock

hard roll[n]

sert kabuklu ekmek,sert rulo

hard sauce[n]

yoğun kıvamlı sos

hard science fiction[n]

sert bilimkurgu

hard sell[n]
hard shoulder[n]

emniyet şeridi

hard stan[n]

yoğun bir hayran,tutkulu bir hayran

hard tick[n]

sert kene

hard time[n]

zor zaman,zor dönem

hard times[n]

zor zamanlar,zorlu dönemler

hard to swallow[phrase]

kabullenmesi güç

hard up[adj]

muhtaç

hard wheat[n]

sert buğday,durum buğdayı

hard work[n]

sıkı çalışma,yoğun çaba

hard-and-fast[adj]

sabit ve değişmez,katı ve esnemez

hard-boiled[adj]

sertleşmiş,tecrübeli

hard-boiled egg[n]

sert haşlanmış yumurta

hard-cooked egg[n]

katı yumurta,sert haşlanmış yumurta

hard-edge painting[n]

sert kenar resmi

hard-hitting[adj]

sert,etkileyici

hard-nosed[adj]

gerçekçi,pragmatik

hard-pressed[adj]

mali sıkıntı çeken,finansal zorluk yaşayan

hard-to-spot[adj]

fark edilmesi zor,görülmesi zor

hard-wearing[adj]

dayanıklı

hard-won[adj]

zor kazanılmış,emeği geçmiş

hardback[n][adj]

kalın ciltli kitap • sert kapaklı,sırtı sert

hardbake[n]

bademli İngiliz tatlısı

hardboard[n]

elyaf levhası

hardboiled[n]

şiddet içeren polisiye romanı

hardcore[adj][n]

hardcore,açık • hardcore

hardcore hip hop[n]

hardcore hip hop

hardcore punk[n]

hardcore punk

hardcover[n][adj]

kalın ciltli kitap • ciltli,sert kapaklı

harden[v]

sertleşmek,katılaşmak

harden heart[phrase]

kalbini katılaştırmak

hardhearted[adj]

merhametsiz

hardihood[n]

cesaret

hardly[adv]

nadiren

hardly ever[adv]

neredeyse hiç

hardness[n]

zorluk,sertlik

hardship[n]

sıkıntı

hardstyle[n]

hardstyle

hardtack[n]

peksimet

hardtop[n]

çıkarılabilir sert tavanlı bir coupe,katlanabilir sert tavanlı bir araba

hardware[n]

donanım

hardware store[n]
hardwood flooring[n]

ahşap zemin kaplaması

LanGeek
Uygulamayı İndir