brûler
brû
bʁy
bry
ler
le
le
brûleur

"brûler"kelimesinin Fransızca tanımı ve anlamı

brûler
01

yakmak, tutuşturmak

faire disparaître ou endommager par le feu un objet ou une matière 
brûler definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
brûle
1. çoğul kişi
brûlons
gelecek zamanda 1. kişi
brûlerai
şimdiki zaman ortacı
brûlant
geçmiş zaman ortacı
brûlé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
brûlions
Örnekler
Ils ont brûlé les feuilles mortes dans le jardin. 

Onlar bahçedeki ölü yaprakları yaktılar.

02

yakmak

cuire trop longtemps un aliment au point qu'il devient noir ou carbonisé 
brûler definition and meaning
Örnekler
J'ai brûlé le pain au grille-pain ce matin. 

Bu sabah ekmeği tost makinesinde yaktım.

03

yanmak, tutuşmak

rester allumé et produire de la lumière ou de la chaleur 
brûler definition and meaning
Örnekler
Le feu brûle depuis plusieurs heures dans la cheminée. 

Ateş, şöminede birkaç saattir yanıyor.

04

kendini yakmak, yanmak

faire une blessure à soi-même en touchant quelque chose de très chaud 
brûler definition and meaning
Örnekler
Il s'est brûlé en touchant la casserole chaude. 

Sıcak tencereye dokunarak kendini yanık etti.

05

yakmak, sızlatmak

provoquer une sensation de douleur ou d'irritation aux yeux, au nez, ou à la peau 
Örnekler
La fumée fait brûler mes yeux. 

Duman gözlerimi yakıyor.

06

yakmak, tüketmek

utiliser ou consommer une substance, souvent pour produire de l'énergie 
Örnekler
Cette voiture brûle beaucoup d'essence. 

Bu araba çok fazla benzin yakıyor.

07

kırmızı ışıkta geçmek, kırmızı ışığı yakmak

franchir un feu rouge sans s'arrêter, ce qui est interdit 
Örnekler
Il a brûlé le feu rouge et a failli provoquer un accident. 

Geçti kırmızı ışığı ve neredeyse bir kazaya neden oldu.

08

kavurmak, kızartmak

cuire les grains pour développer leur arôme, surtout pour le café ou d'autres aliments 
Örnekler
Ils brûlent les grains de café pour faire du café noir. 

Siyah kahve yapmak için kahve çekirdeklerini kavururlar.

09

yakmak, yanmak

se transformer en charbon ou en cendres par combustion complète 
Örnekler
Le bois a brûlé jusqu'à devenir du charbon. 

Odun kömüre dönüşene kadar yanmıştır.

10

yanmak, tutkuyla yanmak

ressentir une passion ou un désir intense qui tourmente 
Örnekler
Elle brûle d'amour pour lui depuis des années. 

O yıllardır ona karşı aşkla yanıyor.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store