Ara
to intervene
01
araya girmek, aracılık etmek
to intentionally become involved in a difficult situation in order to improve it or prevent it from getting worse
Intransitive: to intervene | to intervene in a situation or conflict
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
intervene
3. tekil kişi
intervenes
şimdiki zaman ortacı
intervening
basit geçmiş zaman
intervened
geçmiş zaman ortacı
intervened
Örnekler
Concerned friends decided to intervene in their friend's destructive behavior.
Endişeli arkadaşlar, arkadaşlarının yıkıcı davranışına müdahale etmeye karar verdiler.
02
araya girmek, müdahale etmek
to occur between other events or two points in time
Intransitive: to intervene between two things
Örnekler
Twilight intervenes between day and night, casting a magical glow over the landscape.
Araya girmek, gün ve gece arasında gerçekleşerek manzara üzerine büyülü bir parıltı yayar.
03
araya girmek, arasında yer almak
to be placed or positioned between other things
Intransitive: to intervene between two things
Örnekler
Between the towering skyscrapers, a quaint little park intervenes.
Gökyüzüne uzanan gökdelenler arasında, şirin küçük bir park araya girer.
04
müdahale etmek, araya girmek
to become a party in a lawsuit because of a vested interest in the outcome
Intransitive
Örnekler
The insurance company sought permission to intervene, claiming a substantial interest in the resolution of the legal dispute.
Sigorta şirketi, yasal anlaşmazlığın çözümünde önemli bir çıkarı olduğunu iddia ederek müdahale etmek için izin istedi.
Leksikal Ağaç
intervening
intervenor
intervention
intervene



























