Ara
enlever
01
çıkarmak, kaldırmak
ôter quelque chose de sa place ou soulever un objet
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzensiz
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
enlève
1. çoğul kişi
enlevons
gelecek zamanda 1. kişi
enlèverai
şimdiki zaman ortacı
enlevant
geçmiş zaman ortacı
enlevé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
enlevions
Örnekler
Peux - tu enlever tes affaires de la table ?
Eşyalarını masadan kaldırabilir misin?
02
çıkarmak, gidermek
faire disparaître une tache ou une saleté
Örnekler
Ce produit enlève les taches de graisse efficacement.
Bu ürün yağ lekelerini etkili bir şekilde giderir.
03
almak, götürmek
retirer quelque chose à quelqu'un, priver de manière forcée
Örnekler
La police a enlevé son permis de conduire.
Polis, onun sürücü belgesini elinden aldı.
04
kaçırmak, rehin almak
prendre quelqu'un de force et contre son gré
Örnekler
Des hommes armés ont enlevé le diplomate hier soir.
Silahlı adamlar diplomatı dün gece kaçırdı.
05
çıkarmak, almak
retirer quelque chose qui était attaché ou porté
Örnekler
Il enlève ses chaussures avant d'entrer dans la maison.
Eve girmeden önce ayakkabılarını çıkarır.
06
kaybolmak, çıkmak
disparaître ou être retiré (pour des taches ou marques)
Örnekler
Cette tache de vin ne s'enlève pas facilement.
Bu şarap lekesi kolayca çıkmaz.
07
çekmek, sökmek
extraire quelque chose de force (surtout pour les dents)
Örnekler
Le dentiste va enlever ma dent de sagesse demain.
Dişçi yarın benim yirmilik dişimi çekecek.
08
ele geçirmek, zaptetmek
prendre possession de quelque chose par la force ou avec autorité
Örnekler
L'armée a enlevé le contrôle de la ville rebelle.
Ordu, asi şehrin kontrolünü ele geçirdi.
Leksikal Ağaç
enlever
lever



























