to rupture
Pronunciation
/ˈɹəptʃɝ/

"rupture"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to rupture
01

patlamak

(of a pipe or similar structure) to burst or break apart suddenly
Intransitive
to rupture definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
rupture
3. tekil kişi
ruptures
şimdiki zaman ortacı
rupturing
basit geçmiş zaman
ruptured
geçmiş zaman ortacı
ruptured
Örnekler
A sudden increase in pressure can cause a tire to rupture while driving.
Ani bir basınç artışı, sürüş sırasında bir lastiğin patlamasına neden olabilir.
02

ilişkisini kesmek

to cause an agreement or relation to be breached
Transitive: to rupture an agreement or relation
Örnekler
The coach 's unfair treatment of players ruptured team unity, leading to a decline in performance.
Koçun oyunculara karşı adaletsiz muamelesi takım birliğini bozdu ve performansın düşmesine yol açtı.
03

yırtılmak, patlamak

(of an internal organ) to suffer damage or tearing
Intransitive
Örnekler
High impact sports can sometimes cause the spleen to rupture, requiring immediate medical attention.
Yüksek etkili sporlar bazen dalağın yırtılmasına neden olabilir, bu da acil tıbbi müdahale gerektirir.
04

yırtmak, patlatmak

to cause an internal organs to tear
Transitive: to rupture an internal organ
Örnekler
The impact of the accident was so severe that it ruptured the spleen.
Kazanın etkisi o kadar şiddetliydi ki dalağı yırttı.
Rupture
01

kopma, kırılma

the act of making a sudden noisy break
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
ruptures
02

kopma, kesilme

an end to an agreement or good relations between people, states, etc.
03

yırtık

a severe injury that causes an internal organ or soft tissue to break or tear suddenly
Örnekler
A blood vessel rupture can lead to internal bleeding.
Bir kan damarının yırtılması iç kanamaya yol açabilir.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store