Ara
to peep
01
göz atmak, gizlice bakmak
to look quickly and secretly
Intransitive: to peep somewhere
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
peep
3. tekil kişi
peeps
şimdiki zaman ortacı
peeping
basit geçmiş zaman
peeped
geçmiş zaman ortacı
peeped
Örnekler
Last night, I peeped through the keyhole to check if the room was occupied.
Dün gece, odanın dolu olup olmadığını kontrol etmek için anahtar deliğinden gözetledim.
02
görünmek, belirmek
to emerge into view momentarily or partially
Intransitive
Örnekler
The shy rabbit peeped cautiously from its burrow before darting back inside.
Utangaç tavşan, yuvasından dikkatlice göz attı ve hızla içeri kaçtı.
03
cıvıldamak, ötmek
to make a short, high-pitched sound, like a small bird or a young child
Intransitive
Örnekler
The alarm clock peeped, signaling the start of the day.
Çalar saat cıvıldadı, günün başlangıcını işaret ediyordu.
04
fısıldamak, fısıltıyla konuşmak
to speak in a hesitant or secretive manner
Intransitive: to peep to sb
Örnekler
The shy student peeped her question to the teacher after class.
Utangaç öğrenci, dersten sonra öğretmenine sorusunu fısıldadı.
05
gözükmek, görünmek
to cause something to emerge into view momentarily or partially
Transitive: to peep sth somewhere
Örnekler
The squirrel peeped its head from the hollow of the tree, scanning the surroundings for any danger.
Sincap, ağacın kovuğundan başını çıkardı, etrafı herhangi bir tehlikeye karşı taradı.
Peep
01
gizlice bakış, saklanca göz atma
a secret look
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
peeps
02
cıvıltı, ötüş
the short weak cry of a young bird



























