to peep
Pronunciation
/ˈpip/

"peep"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to peep
01

göz atmak, gizlice bakmak

to look quickly and secretly
Intransitive: to peep somewhere
to peep definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
peep
3. tekil kişi
peeps
şimdiki zaman ortacı
peeping
basit geçmiş zaman
peeped
geçmiş zaman ortacı
peeped
Örnekler
Last night, I peeped through the keyhole to check if the room was occupied.
Dün gece, odanın dolu olup olmadığını kontrol etmek için anahtar deliğinden gözetledim.
02

görünmek, belirmek

to emerge into view momentarily or partially
Intransitive
Örnekler
The shy rabbit peeped cautiously from its burrow before darting back inside.
Utangaç tavşan, yuvasından dikkatlice göz attı ve hızla içeri kaçtı.
03

cıvıldamak, ötmek

to make a short, high-pitched sound, like a small bird or a young child
Intransitive
Örnekler
The alarm clock peeped, signaling the start of the day.
Çalar saat cıvıldadı, günün başlangıcını işaret ediyordu.
04

fısıldamak, fısıltıyla konuşmak

to speak in a hesitant or secretive manner
Intransitive: to peep to sb
Örnekler
The shy student peeped her question to the teacher after class.
Utangaç öğrenci, dersten sonra öğretmenine sorusunu fısıldadı.
05

gözükmek, görünmek

to cause something to emerge into view momentarily or partially
Transitive: to peep sth somewhere
Örnekler
The squirrel peeped its head from the hollow of the tree, scanning the surroundings for any danger.
Sincap, ağacın kovuğundan başını çıkardı, etrafı herhangi bir tehlikeye karşı taradı.
Peep
01

gizlice bakış, saklanca göz atma

a secret look
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
peeps
02

cıvıltı, ötüş

the short weak cry of a young bird
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store