Ara
original
01
orijinal
created firsthand by an artist or creator, not reproduced
Örnekler
The painting was an original work by the artist, not a reproduction.
Tablo, bir reprodüksiyon değil, sanatçının orijinal bir eseriydi.
1.1
yeni
(a work created by an author, artist, or composer) entirely new and not based on existing works or sources
Örnekler
The author's original novel captivated readers with its unique storyline.
Yazarın orijinal romanı, benzersiz hikayesiyle okuyucuları büyüledi.
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most original
karşılaştırma derecesi
more original
derecelendirilebilir
Örnekler
The gardens have recently been restored to their original glory.
Bahçeler yakın zamanda orijinal ihtişamlarına kavuşturuldu.
Örnekler
The reporter provided original information from her interview with the witness.
Muhabir, tanıkla yaptığı röportajdan orijinal bilgiler sağladı.
04
özgün, yaratıcı
able to create new and inventive ideas or things
Örnekler
As an original thinker, he often came up with solutions that no one else had considered.
Özgün bir düşünür olarak, sık sık başkalarının düşünmediği çözümler bulurdu.
Original
01
orijinal, asıl
an initial creation, such as an audio recording, from which duplicates or copies are produced
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
originals
Örnekler
The producer safeguarded the original to ensure high-quality copies could be made.
Yapımcı, yüksek kaliteli kopyaların yapılabilmesini sağlamak için orijinali korudu.
02
orijinal, model
something that serves as a model or template for producing copies
Örnekler
The prototype functions as the original for mass production.
Prototip, seri üretim için orijinal olarak işlev görür.
Örnekler
He was an original who always challenged conventions.
O, her zaman geleneklere meydan okuyan bir özgün kişiydi.
Leksikal Ağaç
originality
originally
unoriginal
original
origin



























