Ara
piqué
01
benekli, serpili
qui présente des petites taches ou marques
Örnekler
Sa chemise est piquée après le repas.
Gömleği yemekten sonra lekeli.
02
deli, eksantrik
qui est un peu fou, excentrique ou original dans son comportement
Örnekler
Son comportement piqué surprend toujours ses amis.
Onun eksantrik davranışı her zaman arkadaşlarını şaşırtır.
03
kesik, staccato
joué de façon brève et détachée, en musique
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
geçmiş ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
le plus piqué
karşılaştırma derecesi
plus piqué
derecelendirilebilir
eril tekil
piqué
eril çoğul
piqués
dişil tekil
piquée
dişil çoğul
piquées
Örnekler
La composition contient plusieurs phrases piquées.
Kompozisyon, birkaç staccato cümle içerir.
04
dikilmiş, yorganlı
qui a deux couches, souvent avec un rembourrage entre elles
Örnekler
La couverture piquée est confortable pour l' hiver.
Dikilmiş battaniye kış için rahattır.
Le piqué
01
ani düşüş, çöküş
chute rapide et brutale, souvent utilisée pour la bourse ou la valeur d'un objet
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
piqués
Örnekler
Ce piqué rapide est dû à une panique soudaine.
Bu hızlı piqué, ani bir panikten kaynaklanmaktadır.



























