Ara
claquer
01
patlamak, gebermek
mourir subitement ou violemment
informal
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
ayrılamaz
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
claque
1. çoğul kişi
claquons
gelecek zamanda 1. kişi
claquerai
geçmiş zaman ortacı
claqué
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
claquions
Örnekler
Le moteur de la voiture a claqué en pleine route.
Arabanın motoru yolun ortasında bozuldu.
02
şaplak atmak, tokatlamak
frapper violemment, donner un coup sec ou une claque
Örnekler
Il a claqué le téléphone sur le bureau.
Telefonu masaya çarptı.
03
tükenmek, bitap düşmek
être complètement épuisé, tomber de fatigue
Örnekler
Il a claqué en arrivant chez lui.
Eve varırken yığılıp kaldı.
04
savurganca harcamak, boşa harcamak
dépenser rapidement ou sans nécessité
Örnekler
Ne claque pas ton argent inutilement !
Paranı gereksiz yere harcama!
05
şaklatmak, çıtlatmak
faire un bruit sec avec le bec, les mâchoires ou les sabots
Örnekler
Les oiseaux claquent du bec en attendant de la nourriture.
Kuşlar yiyecek beklerken gagalarını şakırdatır.



























