Ara
antique
01
antika
old and often considered valuable due to its age, craftsmanship, or historical significance
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most antique
karşılaştırma derecesi
more antique
derecelendirilebilir
Örnekler
With its exquisite craftsmanship and historical significance, the antique furniture in the room added a touch of elegance to the decor.
Zarif işçiliği ve tarihi önemi ile odadaki antika mobilyalar dekorasyona bir zarafet dokunuşu ekledi.
Örnekler
The antique rivalry between the two families had become a legendary feud, passed down as a captivating tale through the ages.
İki aile arasındaki antik rekabet, efsanevi bir kan davasına dönüşmüş ve çağlar boyunca büyüleyici bir hikaye olarak aktarılmıştı.
03
demode, eski
outdated and belonging to an earlier time and no longer relevant or efficient
Örnekler
The company is finally updating its antique accounting system to something more modern.
Şirket nihayet antika muhasebe sistemini daha modern bir şeyle güncelliyor.
Antique
01
antika, eski eser
an object from an earlier time, considered valuable due to its historical significance, craftsmanship, or rarity
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
antiques
Örnekler
The collector's favorite antique was a Victorian-era phonograph.
Koleksiyoncunun favori antikası Victoria dönemine ait bir fonograftı.
to antique
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
antique
3. tekil kişi
antiques
şimdiki zaman ortacı
antiquing
basit geçmiş zaman
antiqued
geçmiş zaman ortacı
antiqued
Örnekler
She learned how to antique furniture to create a vintage look.
Vintage bir görünüm oluşturmak için mobilyaları eskiltmeyi öğrendi.
02
antika eşya toplamak, antikacılık yapmak
to shop for or collect old and valuable items
Örnekler
They spent the weekend antiquing in small-town markets.
Hafta sonunu küçük kasaba pazarlarında antika eşya arayarak geçirdiler.



























