Ara
ancient
01
eski zamandan kalma
related or belonging to a period of history that is long gone
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
ilişkisel
derecelendirilemez
alan
history, time, civilization
Örnekler
She studied ancient civilizations like the Egyptians and Greeks in her history class.
O, tarih dersinde Mısırlılar ve Yunanlılar gibi antik uygarlıkları inceledi.
Örnekler
He visited an ancient castle, marveling at its medieval architecture.
Eski bir kaleyi ziyaret etti, ortaçağ mimarisine hayran kaldı.
gayriresmî
Örnekler
My phone is so ancient, it doesn't even have a camera.
Telefonum o kadar eski ki bir kamerası bile yok.
Ancient
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
singular
not gender specific
çoğul biçim
ancients
Örnekler
The ancient in the village was known for his wisdom and long life.
Köydeki yaşlı, bilgeliği ve uzun ömrü ile tanınırdı.
LanGeek
Mobil Uygulamamızı İndirin
Leksikal Ağaç
anciently
ancientness
ancient



























