ancient
an
ˈeɪn
ein
cient
ʃənt
shēnt

"ancient"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

ancient
01

eski zamandan kalma

related or belonging to a period of history that is long gone 
ancient definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
ilişkisel
derecelendirilemez
Örnekler
She studied ancient civilizations like the Egyptians and Greeks in her history class. 

O, tarih dersinde Mısırlılar ve Yunanlılar gibi antik uygarlıkları inceledi.

02

antika

having existed for an extended period of time 
Örnekler
He visited an ancient castle, marveling at its medieval architecture. 

Eski bir kaleyi ziyaret etti, ortaçağ mimarisine hayran kaldı.

03

eski, antik

extremely old or old fashioned 
gayriresmî
Örnekler
My phone is so ancient, it doesn't even have a camera. 

Telefonum o kadar eski ki bir kamerası bile yok.

Ancient
01

yaşlı, ihtiyar

a person who has an advanced age 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
ancients
Örnekler
The ancient in the village was known for his wisdom and long life. 

Köydeki yaşlı, bilgeliği ve uzun ömrü ile tanınırdı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store