afield
a
ə
ē
field
ˈfi:ld
fild
shieldpeeledsealedhealed

"afield"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

afield
01

uzakta, uzaktan

at or from a place far away 
dil bilgisi bilgileri
Örnekler
Visitors came from as far afield as Australia to attend the festival. 

Ziyaretçiler, festivale katılmak için Avustralya gibi uzak yerlerden geldi.

1.1

kırsalda, doğada

out in the countryside or natural environment, especially for battle, hunting, or work 
Örnekler
After a long day afield, the hunters returned with their catch. 

Uzun bir gün açık havada geçirdikten sonra, avcılar avlarıyla döndüler.

1.2

yurtdışında, evden uzakta

away from one's usual place of residence 
Örnekler
He spent several years afield, working in different countries. 

Farklı ülkelerde çalışarak birkaç yılını yurtdışında geçirdi.

02

konu dışı, asıl konudan uzak

away from the main subject or relevant topic 
Örnekler
His comments took the discussion afield from the original agenda. 

Yorumları tartışmayı orijinal gündemin dışına taşıdı.

2.1

aşina olunanın dışında, anlayışın ötesinde

outside the scope of one's familiarity or understanding 
Örnekler
The theory was afield from anything the students had studied before. 

Teori, öğrencilerin daha önce çalıştıkları her şeyden uzaktı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store