afield
a
ə
e
field
ˈfild
fild
British pronunciation
/ɐfˈiːld/

"afield"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

afield
01

uzakta, uzaktan

at or from a place far away
example
Örnekler
Farmers often sell their goods in markets many miles afield.
Çiftçiler genellikle mallarını birçok mil uzaktaki pazarlarda satarlar.
1.1

kırsalda, doğada

out in the countryside or natural environment, especially for battle, hunting, or work
example
Örnekler
The biologists spent many hours afield collecting samples.
Biyologlar, örnek toplamak için uzun saatler boyunca sahada zaman geçirdi.
1.2

yurtdışında, evden uzakta

away from one's usual place of residence
example
Örnekler
Afar afield from home, she felt both excited and homesick.
Evinden uzakta, hem heyecanlı hem de ev özlemi çekiyordu.
02

konu dışı, asıl konudan uzak

away from the main subject or relevant topic
example
Örnekler
The writer 's focus strayed afield from the central theme.
Yazarın odak noktası ana temadan uzaklaştı.
2.1

aşina olunanın dışında, anlayışın ötesinde

outside the scope of one's familiarity or understanding
example
Örnekler
The subject matter was afield of her expertise.
Konu, uzmanlık alanının dışındaydı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store