Ara
afield
Örnekler
Farmers often sell their goods in markets many miles afield.
Çiftçiler genellikle mallarını birçok mil uzaktaki pazarlarda satarlar.
1.1
kırsalda, doğada
out in the countryside or natural environment, especially for battle, hunting, or work
Örnekler
The biologists spent many hours afield collecting samples.
Biyologlar, örnek toplamak için uzun saatler boyunca sahada zaman geçirdi.
02
konu dışı, asıl konudan uzak
away from the main subject or relevant topic
Örnekler
The writer 's focus strayed afield from the central theme.
Yazarın odak noktası ana temadan uzaklaştı.
2.1
aşina olunanın dışında, anlayışın ötesinde
outside the scope of one's familiarity or understanding
Örnekler
The subject matter was afield of her expertise.
Konu, uzmanlık alanının dışındaydı.



























