obstinacyode
/ 17
obstinacyode
obstinacy[n]

inat,dik kafalık

obstinate[v][adj]

inat etmek,diretmek • inatçı

obstinately[adv]

inatla,dik başlılıkla

obstreperous[adj]

gürültücü

obstreperously[adv]

gürültülü bir şekilde,itaatsizce

obstruct[v]

engellemek

obstruction[n]

engel,tıkanıklık

obtain[v]

edinmek

obtrude[v]

zorla sokulmak

obtrusive[adj]

rahatsız edici,müdahaleci

obturate[v]

tıkamak,kapamak

obtuse[adj]

90°'den daha büyük

obtuse angle[n]

geniş açı

obtuse triangle[n]

geniş açılı üçgen,obtus üçgen

obtuse-angled triangle[n]

geniş açılı üçgen

obviate[v]

ortadan kaldırmak

obvious[adj]

besbelli

obviously[adv]

besbelli

obvs[adv]

belli ki

ocarina[n]

okarina

occasion[n][v]

özel durum • sebebiyet vermek

occasional[adj]

ara sıra olan

occasional poetry[n]

özel gün şiiri

occasional table[n]

geçici masa

occasionally[adv]

arada sırada

occident[n]

batı ülkeleri

occidental[n][adj]

batılı • batılı

occipital bone[n]

oksipital kemik

occipital cortex[n]

oksipital lob

occipital gyrus[n]

oksipital girus

occipital lobe[n]

oksipital lob

occlude[v]

bloklamak

occult[n][v][adj]

doğaüstü şey • örtmek,gizlemek • gizemli,ezoterik

occultation[n]

örtülme,tutulma

occupancy[n]

mülk edinme

occupant[n]

yaşayan kimse

occupation[n]

meslek

occupational[adj]

mesleki,işle ilgili

occupational medicine[n]

meslek hekimliği

occupational therapist[n]

mesleki terapist

occupational therapy[n]

iş uğraş tedavisi

occupied[adj]

dolu,meşgul

occupier[n]

bir yerde yaşayan kimse

occupy[v]

oturmak (belirli bir yerde)

occur[v]

meydana gelmek

occur to[v]

akla gelmek

occurrence[n]

vaka

ocean[n]

okyanus

ocean bottom[n]

okyanus tabanı,deniz dibi

ocean current[n]

okyanus akıntısı

ocean floor[n]

okyanus tabanı,deniz tabanı

ocean liner[n]

okyanus gemisi

oceanarium[n]

okyanus akvaryumu

oceangoing[adj]

okyanus aşırı,açık deniz

oceania[n]

Okyanusya

oceanic[n][adj]

okyanus,Okyanus dilleri • okyanus,denizle ilgili

oceanica[n]

Okyanusya

oceanographer[n]

okyanograf,okyanusların fiziksel özellikleri, deniz yaşamı, ekosistemleri ve atmosfer ile kara ile etkileşimleri üzerine uzmanlaşmış bilim insanı

oceanography[n]

okyanus bilimi,okyanusların bilimsel çalışması

oceanology[n]

okyanus bilimi,okyanografya

ocelot[n]

oselot

ocher[n][adj]

okra,okra rengi • koyu sarı

ocicat[n]

Ocicat kedisi

ocker[n][adj]

kaba bir Avustralyalı,kıro bir Avustralyalı • kaba veya toprak gibi Avustralyalı,ham Avustralya tarzı

oct[n]

ekim

octad[n]

oktet,sekiz

octadecagon[n]

onsekizgen

octagon[n]

sekizgen

octagonal[adj]

sekizgen,sekizgen şeklinde

octagonal column[n]

sekizgen sütun

octagonal pyramid[n]

sekizgen piramit

octahedron[n]

sekiz yüzlü

octave[n]

oktav,sekiz günlük bayram

octave clef[n]

oktav anahtarı

octavo[n]

bir tür kitap formatı

octet[n]

sekiz ses ya da çalgı için yazılmış müzik parçası

octette[n]

oktet,sekiz icracı için yazılmış müzikal kompozisyon

october[n]

ekim

octogenarian[n][adj]

seksenli,seksen yaşında olan kişi • seksenlik

octonary[n]

oktonar,sekiz

octopus[n]

ahtapot

ocular[adj][n]

göze ait • oküler,göz merceği

oculist[n]

göz doktoru,oftalmolog

oculomotor nerve[n]

okülomotor sinir

oculopharyngeal muscular dystrophy[n]

okülofaringeal müsküler distrofi

oculus[n]

göz

odd[adj]

tuhaf

odd job[n]

geçici iş

odd man out[phrase]

gruba alınmayan kimse

odd number[n]
odd one out[phrase]

gruptaki farklı kişi

odd trick[n]

ekstra el,tek el

oddball[n]

tuhaf,acayip

oddity[n]

tuhaflık, acayiplik

oddly[adv]

acayip biçimde

odds[n]

ihtimal

odds and ends[phrase]

ıvır zıvır

odds and evens[phrase]

tekler ve çiftler

odds and sods[phrase]
ode[n]

kaside

LanGeek
Uygulamayı İndir