outer earoven-ready
/ 17
outer earoven-ready
outer ear[n]

dış kulak

outer space[n]

uzay boşluğu

outermost[adj]

en dıştaki,en uçtaki

outerwear[n]

dış giyim

outfall[n]

açık boşaltım sistemi

outfield[n]

outfield,dış saha

outfielder[n]

dış saha oyuncusu,outfielder

outfit[n][v]

kombin • giydirmek,donatmak

outfitted[adj]

kombin

outflank[v]

kuşatmak,stratejik üstünlük sağlamak

outflow[n]

akış,çıkış

outgoing[adj]

ayrılan,giden

outgoings[n]

giderler,harcamalar

outgrow[v]

büyümek

outhouse[n]

evin dışındaki tuvalet

outing[n]

gezme

outlander[n]

yabancı,farklı bir kültürden insan

outlandish[adj]

tuhaf

outlandishly[adv]

aşırı derecede, tuhaf bir şekilde

outlast[v]

daha uzun yaşamak

outlaw[n][v][adj]

suçlu • yasadışı ilan etmek • yasadışı,kanunsuz

outlawed[adj]

yasa dışı

outlay[n][v]

harcama,yatırım • harcamak,yatırım yapmak

outlet[n]

priz

outlet box[n]

çıkış kutusu

outline[v][n]

özetlemek • kontur,siluet

outlive[v]

daha uzun yaşamak,yaşamak

outlook[n]

bakış açısı

outlying[adj]

uzak,çevresel

outmaneuver[v]

manevra ile alt etmek,stratejik olarak aşmak

outmoded[adj]

modası geçmiş,eskimiş

outmost[adj]

en uzak,en uç

outnumber[v]

sayıca üstün olmak,daha fazla sayıda olmak

outpace[v]

geride bırakmak

outpatient[n]

ayakta tedavi gören hasta

outperform[v]

daha iyi yapmak

outplay[v]

daha iyi oynamak

outpost[n]

ileri karakol

output[n][v]

çıktı,üretim • üretmek,oluşturmak

outrage[n][v]

büyük öfke • öfkelendirmek

outraged[adj]

çileden çıkmış

outrageous[adj]

şoke edici

outrageous orange[adj]

orta açık kırmızımsı turuncu

outrageously[adv]

skandal bir şekilde

outre[adj]

olağanüstü

outreach[n]

uzatmak

outride[v]

önden gitmek

outrider[n]

öncü,rehber

outrigger[n]

avara demiri

outright[adv][adj]

doğrudan • tamamen

outrun[v]

geçmek,geride bırakmak

outsert[n]

bir reklam ekleri,ek bilgi materyali

outset[n]

ilk başta

outshine[v]

gölgede bırakmak,aşmak

outside[adv][prep][adj][n]

dışarı • dışarısında • dışarıdaki • dış,dışarı

outside chance[n]

küçük bir şans,uzak bir ihtimal

outside hitter[n]

dış smaçör,perimetre oyuncusu

outside lane[n]

sol şerit,geçiş şeridi

outside linebacker[n]

dış çizgi oyuncusu,dış linebacker

outside of[prep]

dışında,hariç

outsider[n]

yabancı

outsider art[n]

art brut akımı

outsider music[n]

sıra dışı müzik

outsize[n][adj]

olağan dışı beden, çok büyük beden • aşırı büyük,olağanüstü büyük

outsized[adj]

olağanüstü büyük,aşırı büyük

outskirts[n]

dış mahalle

outsmart[v]

akıl üstünlüğü sağlamak,zekasıyla yenmek

outsole[n]

dış taban,aşınma tabanı

outsource[v]

dış kaynak kullanmak,taşeronluk yapmak

outsourcing[n]

dış kaynak kullanımı

outspend[v]

daha fazla harcamak,harcamada aşmak

outspoken[adj]

açık sözlü,dürüst

outspread[adj]

yayılmış,açılmış

outstanding[adj]

üstün

outstandingly[adv]

olağanüstü bir şekilde,mükemmel bir şekilde

outstay welcome[phrase]

hoş karşılanma süresini aşmak,misafirliği uzatmak

outstretched[adj]

uzanmış,gerilmiş

outstrip[v]

daha büyük olmak

outtake[n]

silinmiş sekanslar

outward[adj][adv]

dış,görünür • dışa doğru

outward-bound[adj]

dışarı giden,dışarıya yönelik

outwardly[adv]

dışarıdan,görünüşte

outwards[adv]

dışarı doğru,dışa doğru

outweigh[v]

daha ağır olmak

outwit[v]

kurnazlıkla yenmek,alt etmek

ouzo[n]

uzo

oval[adj][n]

oval • oval

oval-shaped[adj]

oval,yumurta şeklinde

ovalbumin[n]

ovalbümin,yumurta akı

ovarian[adj]

yumurtalık, ovarian

ovarian cyst[n]

yumurtalık kisti

ovary[n]

yumurtalık

ovate[adj]

yumurta şeklinde,oval

ovation[n]

alkış yağmuru

oven[n]

ocak

oven cleaner[n]

fırın temizleyici

oven glove[n]

fırın eldiveni

oven mitt[n]

fırın eldiveni,fırın eldiveni

oven-cook[v]

fırında pişirmek

oven-ready[adj]

fırında pişirilmeye hazır (yiyecek)

LanGeek
Uygulamayı İndir