odeonoffering chapel
/ 17
odeonoffering chapel
odeon[n]

konser salonu

odia[n]

Odia,Hindistan'ın Odisha eyaletinde konuşulan bir Hint-Aryan dili

odin[n]

odin

odious[adj]

nefret uyandıran

odissi[n]

Odissi dansı

odium[n]

nefret

odometer[n]

kilometre sayacı,odometre

odontalgia[n]

odontalji,diş ağrısı

odontology[n]

diş bilimi

odor[n]

koku

odoriferous[adj]

kokulu

odorous[adj]

kokulu,hoş kokulu

odorous house ant[n]

odorous house karıncası

odysseus[n]

Odisseus

odyssey[n]

serüven,uzun ve olaylı yolculuk

oedipus[n]

Oidipus

oedipus complex[n]

Oedipus kompleksi,Ödipus kompleksi

oeil-de-boeuf[n]

yuvarlak pencere

oeuvre[n]

bir sanatçının tüm eserleri

of[prep]

hakkında

of advanced age[phrase]
of age[adj]

yaşında,yaşındaki

of all the nerve[phrase]

ne yüzsüzlük

of all time[adv]

tüm zamanların,tarih boyunca

of color[phrase]
of course[adv]

tabii ki

of interest[phrase]

ilgi çekici

of late[adv]

son zamanlarda,yakın zamanda

of one mind[phrase]

aynı görüşte olmak

of own free will[phrase]

kendi özgür iradesiyle

of the first water[phrase]

en üstün kalitede

of two minds[phrase]

kararsız

off[adv][prep][adj][v][n]

uzak,dışarı • ötede • dışında,uygunsuz • öldürmek • off tarafı,batterın tarafı

off and on[adv]

ara sıra

off base[adj]

yanlış,hatalı

off colour[phrase]
off limits[adj]

yasak,girişi yasak

off noodle[phrase]
off own bat[phrase]

kendi başına

off rocker[phrase]

aklını kaçırmış

off season[n]

talebin düşük olduğu zaman

off the back of a lorry[phrase]
off the back of a truck[phrase]

kamyondan düşmüş mal

off the bat[phrase]

hemen

off the beaten track[phrase]

alışılmış rotaların dışında

off the charts[phrase]
off the cuff[phrase]

hazırlıksız

off the face of the earth[phrase]
off the hook[phrase]

paçayı kurtarmış

off the mark[phrase]

yanlış

off the peg[phrase]
off the radar[phrase]
off the rails[phrase]
off the record[phrase]

gizli olarak

off the rip[phrase]
off the table[phrase]

masadan kalkmış

off the top of head[phrase]

hatırladığım kadarıyla

off west end[n]

Batı Ucu Dışında

off-air[adj]

yayında olmayan

off-and-on[adj]

aralıklı,kesik kesik

off-broadway[n]

Broadway dışı tiyatrolar

off-centered rhyme[n]

denklemeli kafiye

off-color[adj]

müstehcen,kaba

off-key[adj]

akortsuz,uyumsuz

off-licence[n]

alkollü içki dükkânı

off-limits[adj]

taahhüt kapsamı dışı

off-off-broadway[n]

Off-Off-Broadway

off-peak[adj]

yoğun olmayan,düşük sezon

off-putting[adj]

rahatsız edici,itici

off-ramp[n]

otoyol çıkışı,çıkış rampası

off-road[adj][adv]

anayolda kullanılmayan taşıt • off-road,arazi

off-road racing[n]

off-road yarışı,arazi yarışı

off-road skating[n]

off-road pateni,her türlü arazide paten yapma

off-road vehicle[n]

arazi aracı,off-road aracı

off-roader[n]

arazi bisikleti,dağ bisikleti

off-roading[n]

off-road,arazi araç sürme

off-street[adj]

sokak dışı,ana yol dışında

off-tackle run[n]

ofansif tacle dışı koşu,hücum tacle'ının dışına doğru koşu

off-the-peg[adj]

hazır giyim,konfeksiyon

off-the-rack[adj]

off-the-rack

off-the-shelf[adj]

kullanıma hazır

off-the-shoulder[adj]

omuzları açık,omuz dekolteli

off-the-wall[adj]

eksantrik,alışılmadık

off-white[n][adj]

beyazımsı,fildişi • kırık beyaz

offal[n]

sakatat

offbeat[adj][n]

alışılmadık,özgün • aksak vuruş,zayıf vuruş

offend[v]

rencide etmek

offended[adj]

gücenmiş

offender[n]

suçlu

offense[n]

hakaret

offensive[n][adj]

taarruz • hakaret edici

offensive back[n]

hücum oyun kurucu,ofansif arka

offensive guard[n]

hücum gardı,hücum hattı oyuncusu

offensive tackle[n]

hücum tacle,hücum blokçusu

offensively[adv]

rahatsız edici bir şekilde,tahrik edici bir biçimde

offer[v][n]

ikram etmek • teklif,öneri

offer a carrot[phrase]

ödülle teşvik etmek

offer hen for sale on a rainy day[phrase]

yanlış zamanda satmaya kalkmak

offering[n]

teklif,öneri

offering chapel[n]

sunak odası

LanGeek
Uygulamayı İndir