offhandold school
/ 17
offhandold school
offhand[adv][adj]

rastgele • kayıtsız,düşüncesiz

office[n][adj]

büro • görevde,iktidarda

office block[n]

ofis binası

office building[n]

iş yeri

office hours[n]
office junior[n]

ofis genç elemanı,stajyer memur

office worker[n]

ofis çalışanı,büro çalışanı

officeholder[n]

görev sahibi,makam sahibi

officer[n][v]

subay • yönetmek,komuta etmek

official[n][adj]

yetkili • resmi

official scorer[n]

resmi skor tutucu,resmi sayı tutucusu

officially[adv]

resmi olarak

officiate[v]

tören yönetmek

officious[adj]

işgüzar

offish[adj]

mesafeli,soğuk

offline[adj][adv]

çevrim dışı • çevrimdışı

offload[v]

boşaltmak,yükünü almak

offprint[n]

ayrı baskı

offscreen[n]

ekran dışı

offset[v][n]

dengelemek,telafi etmek • ofset,çıkıntı

offset printing[n]

ofset baskı

offshoot[n]

sonuç

offshore[adv][adj][v]

kıyıdan uzakta • kıyıdan uzak • yurtdışına taşımak,offshore yapmak

offshore rig[n]

açık deniz sondaj platformu,offshore sondaj kulesi

offside[n][adj][adv]

ofsayt,uygunsuz pozisyon • ofsayt,ofsayt pozisyonunda • ofsayt,ofsayt pozisyonunda

offski[adj]

yok,gitti

offspring[n]

torun

offstage[n][adj][adv]

sahne arkası,perde arkası • sahne arkasında olan • sahne arkasında olan

offsuit[adj]

takım olmayan

oft[adv]

sık sık,çok kez

often[adv]

çoğu kez

oftentimes[adv]

sık sık,çoğu zaman

ofttimes[adv]

sık sık,çok defa

og[n]

usta,saygın isim

ogdoad[n]

ogdoad,sekiz

ogee arch[n]

sivri kemer

ogive[n]

ojiv,başlık

ogle[v]

göz süzerek bakmak

ogre[n]

dev

oh[n]

Ohio,Ohio eyaleti

oh hell[n]

ohel

ohmmeter[n]

ohmmetre

oil[n][v]

sıvı yağ • yağlamak,yağ sürmek

oil beetle[n]

meloe

oil color[n]

yağlı boya

oil colour[n]

yağlı boya

oil company[n]

petrol şirketi,yağ şirketi

oil field[n]

petrol sahası,petrol yatağı

oil filter[n]

yağ filtresi,motor yağı filtresi

oil industry[n]

petrol endüstrisi

oil lamp[n]
oil paint[n]

yağlı boya

oil painting[n]

yağlı boya ile yapılmış resim

oil palm[n]

yağ palmiyesi,elaeis

oil pastel[n]

yağlı pastel,yağlı pastel boya

oil pressure gauge[n]

yağ basınç göstergesi,yağ basınç ölçer

oil production[n]
oil reserve[n]
oil rig[n]

petrol kulesi

oil spill[n]

petrol sızıntısı,petrol dökülmesi

oil tanker[n]
oil well[n]

petrol kuyusu,petrol kuyusu

oilbird[n]

yağ kuşu

oilrig[n]

petrol platformu,sondaj kulesi

oilskin[n]

yağmurluk kumaşı

oily[adj]

yağlı

oink[n][v]

homurtu,oink • domuz sesi çıkarmak

oinker[n]

obur,şişko

ointment[n]

merhem

ok[adj][n][adv][v]

kabul edilebilir • onay,yeşil ışık • uygun şekilde,kabul edilebilir şekilde • onaylamak,kabul etmek

okapi[n]

okapi

okapia[n]

okapiler

okey[n]

onay,kabul

okey-dokey[interj][adj]

tamam • her şey yolunda,tamam

okonomiyaki[n]

okonomiyaki

okra[n]

bamya

okroshka[n]

okroşka

ola hu uber[phrase]
oladyi[n]

oladyi

old[adj][n]

yaşında • yaşlılar,ihtiyarlar

old age[n]

yaşlılık

old as the hills[phrase]

çok eski

old bat[n]

huysuz yaşlı yarasa,huysuz yaşlı kadın

old bill[n]

polis,ayılar

old chestnut[n]

bayat hikâye

old dutch capuchine[n]

Eski Hollanda Kapuçini Güvercini

old english sheepdog[n]

İngiliz Çoban köpeği

old enough to be mother[phrase]

ebeveyni olacak yaşta

old fashioned glass[n]

viski bardağı

old friend[n]

eski dost,kadim dost

old goat[n]

yaşlı keçi,yaşlı sapık

old hand[n]

eski kurt

old harry[n]

şeytan

old hat[phrase]

eski ve sıradan

old maid[n]

yaşlı bekâr kadın,kız kurusu

old man[n]

yaşlı adam,ihtiyar

old master[n]

usta ressam

old money[n]

aileden miras kalan para

old nick[n]

Şeytan,İblis

old school[n][phrase]

törelere bağlı insan • eski usul

LanGeek
Uygulamayı İndir