out like a lightouter belt
/ 17
out like a lightouter belt
out like a light[phrase]

sızıp kalmış

out loud[adv]

yüksek sesle

out of[prep]

-den dolayı

out of action[phrase]

devre dışı

out of bounds[adv][phrase]

sınırların dışında,sınırları aşmış • girmek yasak

out of character[phrase]

karakterine aykırı

out of commission[phrase]
out of concern for[prep]

endişe duyduğu için,kaygıdan dolayı

out of context[phrase]

bağlamından koparılmış

out of control[phrase]

kontrolden çıkmış

out of date[phrase]

modası geçmiş

out of debt out of danger[phrase]

borçtan kurtulmak tehlikeden kurtulmak demek

out of depth[phrase]

boyunu aşan

out of doors[adv]

açık havada,dışarıda

out of element[phrase]

yabancı olduğu ortamda

out of fashion[phrase]
out of favor[phrase]

gözden düşmüş

out of focus[phrase]

odaklanmamış

out of hand[phrase]

kontrolden çıkmış

out of here[phrase]
out of it[adj]

habersiz,anlamadan uzak

out of keeping with[phrase]

uyumu

out of kilter[phrase]
out of league[phrase]

birinin seviyesinin üstünde

out of mind[phrase]

kafası yerinde değil

out of nowhere[adv]

durup dururken

out of order[phrase]

arızalı

out of place[phrase]

yerinde değil

out of pocket[phrase][adj]

{tutar} net zarar • uygunsuz,yakışıksız

out of practice[phrase]

uzun zamandır pratik yapmamış

out of preference for[prep]

tercihi nedeniyle,tercih sebebiyle

out of reach[adj]
out of reach of[prep]

ulaşılamaz,erişim alanı dışında

out of season[phrase]

mevsimi dışında

out of shell[phrase]

kabuğundan çıkmak

out of sight[adj][adv]

gözden uzak • erişilemez,ulaşılamaz

out of sight out of mind[phrase]

gözden uzak olan gönülden de uzak olur

out of sorts[phrase]

keyifsiz

out of step with[phrase]

ile aynı çizgide olmayan

out of style[phrase]
out of sympathy with[phrase]

biriyle aynı fikirde olmamak

out of sync[phrase]

ses ve hareket uyumu olmayan

out of system[phrase]

içinden atmak

out of the blue[phrase][adv]

damdan düşercesine • beklenmedik bir şekilde,aniden

out of the frying pan into the fire[phrase]

yağmurdan kaçarken doluya tutulmak

out of the game[phrase]

oyun dışı kalmak

out of the gate[phrase]

daha en baştan

out of the loop[phrase]

bilgi dışında kalmak

out of the ordinary[phrase]
out of the picture[phrase]

artık devre dışı

out of the question[phrase]

söz konusu bile değil

out of the reckoning[phrase]
out of the running[phrase]

yarış dışı

out of the way[adv][adj]

engellemeyecek bir yere • uzak,ıssız

out of thin air[phrase]

bir anda ortaya

out of this world[phrase]

harika

out of touch[phrase]

gelişmelerden kopuk

out of true[adj]

düzgün hizalanmamış,doğru dışı

out of tune[phrase]

akordu bozuk

out of use[phrase]
out of whack[phrase]

dengesiz

out of work[phrase]

işsiz

out on a limb[phrase]

riskli bir yerde yalnız kalmak

out on ear[phrase]

kapı dışarı edilmek

out to lunch[phrase]

kafası bambaşka yerde

out-basket[n]

giden evrak kutusu

out-boxer[n]

dış boksör,mesafe boksörü

out-of-bounds[adj]

sınır dışı,oyun alanı dışında

out-of-doors[n]

açık hava,dışarısı

out-of-pocket[adj]

cepten ödenen küçük işletme giderleri,sonradan geri alınmak üzere yapılan kişisel harcamalar

out-of-print[adj]

baskısı tükenmiş

out-of-school[adj]

okula gitmeyen,okul dışı

out-of-the-way[adj]

olağanüstü,dikkat çekici

out-of-town[adj]

başka şehre ait veya ilgili

out-tray[n]

giden evrak kutusu

outback[n][adj]

iç bölgeler,outback • ulaşılmaz ve seyrek nüfuslu,uzak ve tenha

outbid[v]

daha fazla fiyat vermek,açık artırmada daha yüksek teklif vermek

outbox[n]

giden kutusu

outbreak[n]

salgın

outbuilding[n]

müştemilat

outbullshit[v]

yalanda geçmek,saçmalamada aşmak

outburst[n]

isyan

outcast[n][adj]

dışlanmış,kovulmuş • dışlanmış,kovulmuş

outclass[v]

aşmak,geride bırakmak

outcome[n]

sonuç

outcompete[v]

geride bırakmak,üstün gelmek

outcrop[n][v]

kaya çıkıntısı,jeolojik katman çıkıntısı • yüzeye çıkmak,yüzeyde görünmek

outcry[n][v]

toplu feryat • haykırmak,bağırmak

outdated[adj]

güncel olmayan

outdo[v]

aşmak,geçmek

outdoor[adj]

dış mekan

outdoor activity[n]

açık hava etkinliği,dış mekan aktivitesi

outdoor media[n]

açık hava medyası,dış mekan reklamcılığı

outdoor rug[n]

bahçe halısı

outdoor shower[n]

açık hava duşu

outdoors[adv][n][adj]

dışarıda • açık hava,dışarısı • açık hava,dış mekan

outdoorsman[n]
outdoorsy[adj]

açık hava etkinliklerine düşkün

outer[adj]

dıştaki

outer belt[n]

dış kuşak,kenar bölge

LanGeek
Uygulamayı İndir