overjoyedowe a favor
/ 17
overjoyedowe a favor
overjoyed[adj]

çok mutlu,sevinç dolu

overland[adj]

kara,karayolu ile

overlap[v][n]

örtüşmek,üst üste gelmek • örtüşme,üst üste binme

overlay[v][n]

üst üste koymak,kaplamak • koruyucu kaplama,takviye katmanı

overleap[v]

atlamak,ihmal etmek

overlearning[n]

aşırı öğrenme,fazla öğrenme

overload[n][v]

fazla yük • aşırı yüklemek,yüklenmek

overlong[adj]

fazla uzun,aşırı uzun

overlook[v][n]

fark etmemek • seyir terası,manzara noktası

overlooked[adj]

gözden kaçmış,fark edilmemiş

overlord[n]

amir

overly[adv]

aşırı derecede

overlying[adj]

üstteki,üzerine yerleştirilmiş

overmuch[n][adv][adj]

aşırılık,fazlalık • fazla,aşırı • aşırı,fazla

overnight[adv][adj][n][v]

gece boyu • gece boyu,tüm gece • bir gece konaklama,bir gecelik kalış • bir gece kalmak,konaklamak

overnight pad[n]

gece pedi,ağır akış için gece pedi

overpass[n]

üst geçit

overplay hand[phrase]

fazla özgüvenle işi bozmak

overpopulate[v]

aşırı nüfuslandırmak,nüfusu aşırı artırmak

overpopulated[adj]

aşırı nüfuslu,kalabalık

overpopulation[n]

nüfus fazlalığı

overpower[v]

baskın çıkmak,üstün gelmek

overpowered[adj]

aşırı güçlü

overpoweringly[adv]

ezici bir şekilde,baskın bir şekilde

overpriced[adj]

aşırı pahalı

overproduction[n]

aşırı üretim

overprotective[adj]

aşırı koruyucu

overrate[v]

olduğundan fazla iyi saymak

overrated[adj]

abartılmış,fazla övülmüş

overreach[v]

ayağını yorganından daha çok uzatmak

overreact[v]

aşırı tepki vermek,abartılı tepki göstermek

override[v][n]

geçersiz kılmak • geçersiz kılma,iptal

overriding[adj]

önemli,baskın

overripe[adj]

aşırı olgun

overrule[v]

geçersiz kılmak

overrun[v][n]

ele geçirmek • fazla üretim,aşırı üretim

overseas[adv][adj]

başka bir ülkeden • denizaşırı,yurtdışı

oversee[v]

denetlemek

overseer[n]

gözetmen

oversell[v]

abartmak,fazla satmak

oversensitive[adj]

hassas

oversewing[n]

tutkallı bağlama

overshadow[v]

gölgede bırakmak

overshoe[n]

ayakkabı üstü,galoş

overshoot[v][n]

çok yüksek hedeflemek,hedefi aşmak • aşma,fazla kaçırma

overshoot the mark[phrase]

hedeflenen yeri geçmek

oversight[n]

gözden kaçma

oversimplify[v]

aşırı basitleştirmek, fazla basitleştirmek

oversize[adj]

aşırı büyük,fazla büyük

oversized[adj]

büyük beden,standart boyutundan büyük

overskirt[n]

etek üstü örtüsü

oversleep[v]

uyuyakalmak

oversleeve[n]

koruyucu kolluk

overspend[v]

fazla masraf yapmak

overstate[v]

abartmak,aşırıya kaçmak

overstated[adj]

abartılı,aşırı derecede büyütülmüş

overstay welcome[phrase]

misafirliği fazla uzatmak

overstep the mark[phrase]

çizgiyi aşmak

overstuffed chair[n]

aşırı doldurulmuş koltuk,fazla doldurulmuş sandalye

overt[adj]

aşikar

overtake[v]

geride bırakmak

overtaking[n]

sollama

overtaking lane[n]

sollama şeridi,geçiş şeridi

overtax[v]

ağır vergi yüklemek,fazla vergilendirmek

overthink[v]

fazla düşünmek,kafayı takmak

overthinking[n]

aşırı düşünme,fazla analiz

overthrow[v][n]

devirmek • devirme,yıkım

overtime[n][adv]

fazla mesai • uzun sürede

overtire[v]

aşırı yormak

overtired[adj]

aşırı yorgun, bitkin

overtly[adv]

açıkça,belirgin bir şekilde

overtone[n]

ima edilen fikir

overtourism[n]
overtrick[n]

briç oyununda fazladan kazanılan el

overture[n]

uvertür

overturn[v][n]

geri dönmek • devrilme,alt üst olma

overuse[n][v]

aşırı kullanım • aşırı kullanmak,kötüye kullanmak

overview[n]

genel bakış,özet

overweening[adj]

kibirli

overweight[adj][n]

fazla kilolu • fazla kilo,obezite

overwhelm[v]

bunaltmak,boğmak

overwhelmed[adj]

bunalmış

overwhelming[adj]

karşı konulamayan

overwhelmingly[adv]

kuvvetli bir şekilde

overwinter[v]

kışı geçirmek

overwork[v][n]

aşırı kullanmak,fazla çalıştırmak • aşırı çalışma,fazla mesai

overwrite[v]

üzerine yazmak

overwrought[adj]

sinirleri bozuk

oviduct[n]

yumurta kanalı

oviform[adj]

yumurta şeklinde,oval

oviparous[adj]

ovipar,yumurtlayan

ovo-vegetarian[n]

ovo-vejetaryen,vejetaryen ovo

ovo-vegetarianism[n]

ovo-vejetaryenlik,yumurtalı vejetaryenlik

ovoid[n][adj]

ovoid,yumurta şeklinde nesne • yumurta şeklinde,oval

ovolo[n]

dışbükey çıta

ovoviviparous[adj]

ovovivipar,ovovivipar

ovulate[v]

yumurtlamak

ovum[n]

ovum,yumurta

owe[v]

borçlu olmak

owe a favor[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir