ornithologyout front
/ 17
ornithologyout front
ornithology[n]

kuşbilim

ornithosis[n]

kuş hastalığı

orofacial pain[n]

ağız yüz ağrısı uzmanlığı

orogeny[n]

orojenez,dağ oluşumu

oromo[n]

Oromo,Kuşitik dalına ait Afro-Asyatik bir dil

orphan[n][v]

öksüz • öksüz bırakmak,ebeveynsiz bırakmak

orphaned[adj]
orpheus[n]

Orfe

orphic[adj]

orfik,Orfe'ye atfedilen

orphism[n]

orfizm

orthodontia[n]

ortodonti,diş düzeltme

orthodontic braces[n]

ortodontik aparey,diş telleri

orthodontics[n]

diş düzeltim bilimi

orthodontist[n]

ortodonti uzmanı

orthodonture[n]

ortodonti

orthodox[adj]

ortodosk yanlısı

orthodox stance[n]

ortodoks duruş,geleneksel duruş

orthodoxy[n]

ortodoksluk,geleneksel doktrine uygunluk

orthogonal[adj]

dik,ilgisiz

orthographic[adj]

ortografik,yazım kuralları ile ilgili

orthographic depth[n]

imla derinliği

orthography[n]

yazı

orthopedic[adj]

ortopedik

orthopedics[n]

ortopedi

orthopedist[n]

ortopedist

orthorexia nervosa[n]

ortoreksiya nervoza

orthotics[n]

ortotik

oryzomys[n]

oryzomys

orzo[n]

arpa şehriye

os[n]

ağız,açıklık

os longum[n]

uzun kemik,silindirik kemik

os zygomaticum[n]

zigomatik kemik,elmacık kemiği

osaka[n]

Osaka

oscar[n]

Oscar

oscar bait[n]

Oscar tuzağı,Oscar için yapılmış film

oscillate[v]

sallanmak

oscillating multi-tool[n]

salınımlı çok amaçlı alet

oscillation[n]

salınım

oscillator[n]

osilatör

oscilloscope[n]

osiloskop,dalga ölçer

oscines[n]

oscines,öter kuşlar

oscitance[n]

esneme,oscitasyon

oscitancy[n]

esneme,oscitasyon

oscitant[adj]

dikkatsiz,sıkılmış

osculate[v]

öpüşmek,dudak dudağa gelmek

osprey[n]

balık kartalı

ossicle[n]

kulak kemikçiği

ossify[v]

kemikleşmek

ostensible[adj]

göstermelik

ostensibly[adv]

görünüşte

ostentate[v]

gösteriş yapmak,havalı davranmak

ostentatious[adj]

gösterişli

osteoarthritis[n]

osteoartrit

osteology[n]

kemik bilimi

osteopath[n]

osteopat

osteopathic manipulative therapy[n]

osteopati

osteopathy[n]

osteopati

osteoplasty[n]

osteoplasti

osteoporosis[n]

kemik erimesi

ostiary[n]

kapıcı,giriş bekçisi

ostracize[v]

dışlamak

ostrich[n]

devekuşu

ostrich strategy[phrase]

kafayı kuma gömmek

otalgia[n]

otalji

other[adj][pron][det]

öteki • öbür • diğer,başka

other day[phrase]
other half[phrase]

diğer yarı

other side of the coin[phrase]

madalyonun öbür yüzü

other than[prep]

dışında,hariç

other way around[phrase]

tam tersi

othering[n]

ötekileştirme,dışlama

others[pron]

diğerleri,başkaları

otherwise[adv][adj]

aksi halde • farklı,başka

otherworldly[adj]

doğaüstü,uhrevi

otiose[adj]

tembel,çalışmaya isteksiz

otolaryngologist[n]

otolarengoloji uzmanı

otology[n]

kulak bilimi

otomanguean languages[n]

Oto-Mange dilleri

otoplasty[n]

dış kulak estetik ameliyatı

otorhinolaryngologist[n]

kulak burun boğaz uzmanı,otorinolaringolog

otorhinolaryngology[n]

otorinolarengoloji

otoscope[n]

kulak muayene cihazı

otp[n]

İdeal çift,Mükemmel çift

ott[adj]

OTT

otter[n]

su samuru

ottoman[n][adj]

puf,otoman • Osmanlı,Osmanlı İmparatorluğu'na ait

oud[n]

ut

ought to[v]

-meli/-malı

ouija[n]

cadı tahtası

ounce[n]

ons

our[det]

bizim

ours[pron]

bizim

ourselves[pron]

kendimiz

oust[v]

görevden el çektirmek

out[adv][prep][adj][n][v]

dışarı • dışarıya • dış,dışarı • eleme,out • açığa çıkarmak,ifşa etmek

out and about[adv]

dışarıda ve hareket halinde

out and out[phrase]

düpedüz

out at elbows[phrase]

yıpranmış

out for blood[phrase]

intikam peşinde

out front[adv][adj]

ön tarafta,girişte • açık,doğrudan

LanGeek
Uygulamayı İndir