lay inleaning tower of pisa
/ 23
lay inleaning tower of pisa
lay in[v]

bir kenara koymak,saklamak

lay into[v]

saldırmak,sözlü saldırıda bulunmak

lay off[v][n]

işten çıkarmak

lay on[v]

sağlamak,sunmak

lay on the line[phrase]

önemli bir şeyi riske atmak

lay out[v]

planlamak

lay over[v]

üzerine koymak,üstüne yerleştirmek

lay the foundation for[phrase]

temel atmak

lay the groundwork[phrase]
lay the table[phrase]

masayı kurmak

lay to rest[phrase]

toprağa vermek

lay up[v]

yatalak olmak

lay-by[n]

araba durağı

layaway[n]

taksitle satın alma,peşinatsız taksitli satış

layback spin[n]

geriye yaslanarak dönüş,arkaya eğilerek dönüş

layer[n][v]

katman • saçı katmanlı kesmek

layer cake[n]

katlı pasta

layered[adj]

katmanlı

layering[n]

katmanlama,üst üste giyme

layette[n]

bebek takımı

layout[n]

düzen,yerleşim

layover[n]

kısa süreli duraklama

layperson[n]

meslekten olmayan kimse

layup[n]

şut,turnike

laze[v]

tembellik etmek

laze around[v]

aylaklık etmek,boş boş oturmak

lazily[adv]

miskin miskin

laziness[n]

tembellik

lazy[adj]

tembel

lazy girl job[n]

tembel kız işi,üşengeç kız mesleği

lazy susan[n]

döner tepsi,lazy susan

lazybones[adj]

tembel,üşengeç

ldtv[n]

düşük çözünürlüklü televizyon

lea[n]

çayır,mera

leach[n][v]

sızıntı,süzüntü • süzmek,yıkamak

lead[n][v]

kurşun • öncülük etmek

lead astray[phrase]
lead by the nose[phrase]

birini parmağında oynatmak

lead climbing[n]

lider tırmanış,önde tırmanış

lead guitar[n]

solo gitar

lead into[v]

yönlendirmek,geçiş yapmak

lead nowhere[phrase]

işe yarar bir sonuca ulaşmamak

lead off[v]

başlatmak,açılışını yapmak

lead on[v]

aldatmak,yanıltmak

lead on to[v]

yol açmak,ötürü olmak

lead pointer sharpener[n]

kurşun kalem açacağı,grafit kalem bileme aleti

lead room[n]

ön boşluk

lead singer[n]

ana vokal,baş şarkıcı

lead story[n]

baş haber

lead to believe[phrase]
lead up the garden path[phrase]

birini kandırmak

lead up to[v]

yol açmak,öncülük etmek

lead-actor[n]

başrol oyuncusu,ana aktör

lead-actress[n]

başrol oyuncusu,ana kadın oyuncu

lead-free[adj]

kurşunsuz

lead-in[n]

bağlantı kablosu,anten kablosu

leaded[adj]

kurşun kaplı

leaden[adj]

kurşuni,kasvetli

leader[n]

lider

leader of the house[n]

Meclis Lideri,Meclis Başkanı

leader of the opposition[n]

Muhalefet Lideri,Ana Muhalefet Partisi Lideri

leadership[n]

liderlik

leading[adj][n]

önde olan • liderlik,yönlendirme

leading article[n]

başmakale

leading lady[n]

kadın başrol oyuncusu

leading man[n]

başrol erkek oyuncu

leadlight[n]

vitray

leadman[n]

set dekorasyon sorumlusu

leadout[n]

bir çıkış,bir devir

leaf[n][v]

yaprak • filizlenmek,yapraklanmak

leaf beet[n]

pazı,yaprak pancarı

leaf beetle[n]

yaprak böceği

leaf blower[n]

yaprak üfleyici

leaf bug[n]

yaprak böceği,yaprak biti

leaf insect[n]

yaprak böceği,yaprak çekirgesi

leaf-cutter[n]

yaprak kesici arı,yaprak doğrayıcı arı

leaf-cutter bee[n]

yaprak kesen arı

leaf-cutting bee[n]

yaprak kesen arı,yaprak kırpıcı arı

leaf-nosed bat[n]

yaprak burunlu yarasa,yapraksı burunlu yarasa

leafage[n]

yaprak,yapraklar

leafhopper[n]

yaprak piresi

leaflet[n]

yaprakçık,kapakçık

leafy[adj]

yapraklarla kaplı

leafy vegetable[n]
league[n][v]

lig • bir lig oluşturmak için birleşmek, ittifak kurmak

league table[n]

lig tablosu,sıralama tablosu

leak[n][v]

sızıntı • sızdırmak,ifşa etmek

leak out[v]

sızdırmak,ifşa etmek

leakage[n]

sızıntı

leaky[adj]

sızıntılı

lean[v][adj][n]

eğilmek • endamlı • eğim,meyil

lean against[v]

yaslanmak,dayanmak

lean and mean[phrase]

hazır ve hırslı

lean manufacturing[n]

yalın üretim,verimli üretim

lean on[v]

güvenmek,dayanmak

lean over backwards[v]

çok çaba harcamak,üzerine düşmek

lean towards[v]

olumlu bakmak

lean-to[n]

yan binaya yaslı çatı

leaning[adj][n]

eğik • eğilme, yatkınlık

leaning tower of pisa[n]

Pisa Kulesi,Pisa'nın eğik kulesi

LanGeek
Uygulamayı İndir