live bloglobotomy
/ 23
live bloglobotomy
live blog[n]

anlık blog

live down[v]

zamanla unutmak

live for[v]

için yaşamak,hayatını adamak

live from day to day[phrase]

günü gününe yaşamak

live from hand to mouth[phrase]
live hand to mouth[phrase]

günübirlik yaşamak

live in[v][adj]

yaşamak (çalıştığı yerde)

live in a dream world[phrase]

hayal aleminde yaşamak

live in comfort[phrase]
live in peace[phrase]
live large[phrase]

lüks içinde yaşamak

live like a maggot in bacon[phrase]
live off[v]

kıt kanaat geçinmek

live on[v]

yaşamak

live on another planet[phrase]

başka dünyada yaşamak

live on borrowed time[phrase]

ödünç alınmış zamanda yaşamak

live on the edge[phrase]

tehlikelerle dolu yaşamak

live out[v]

dışarıda yaşamak,dışarıda ikamet etmek

live out of a suitcase[phrase]

bavul üstünde yaşamak

live paycheck to paycheck[phrase]

ay sonunu zor getirmek

live preview[n]

canlı önizleme

live rent-free in someone's head[phrase]
live stream[n][v]

canlı yayın • canlı yayın yapmak,canlı yayınlamak

live the life of riley[phrase]

gününü gün etmek

live through[v]

atlatmak,hayatta kalmak

live to fight another day[phrase]

kurtulup yeniden denemek

live to see the day[phrase]

o günü görmek

live to tell the tale[phrase]

sağ çıkıp anlatmak

live together[v]

birlikte yaşamak, aynı evi paylaşmak

live up to[v]

gerçekleştirmek

live wire[n]

yerinde duramayan biri

live with[v]

ile yaşamak,kabullenmek

live within means[phrase]

ayağını yorganına göre uzatmak

live-action role play[n]

canlandırmalı rol yapma

live-blog[v]

anlık blog yazmak

lived experience[n]

yaşanmış deneyim,kişisel deneyim

lived-in[adj]

doğal

livelihood[n]

geçim kaynağı

lively[adj]

heyecanlandırıcı

liven up[v]

canlandırmak,hareketlendirmek

liver[n][adj]

karaciğer • koyu kestane rengi

liver cancer[n]

karaciğer kanseri

liver fluke[n]

karaciğer paraziti

liver pudding[n]

karaciğer pudingi,karaciğer sosisi

liver salts[n]

sindirim ilacı

liver sausage[n]

öğütülmüş karaciğer içeren sosis

liver spot[n]

deri lekesi

liver-colored[adj]

karaciğer rengi,kırmızımsı kahverengi

liverwurst[n]

ciğerli sosis

livery driver[n]

taksi şoförü,taksici

livestock[n]

çiftlik hayvanları

livid[adj]

çok öfkeli

lividity[n]

solgunluk,aşırı solgunluk

lividness[n]

solgunluk,beniz solgunluğu

living[n][adj]

yaşam,hayat • yaşayan,hayatta olan

living accommodations[n]

konaklama yerleri,ikametgahlar

living conditions[n]
living quarters[n]

konutlar,yaşam alanları

living room[n]

oturma odası

living soul[n]

yaşayan ruh,canlı varlık

living street[n]

yaşayan sokak,buluşma bölgesi

living thing[n]

canlı varlık,yaşayan organizma

living wage[n]
living-room[n]

oturma odası,salon

lizard[n]

kertenkele

llama[n]

lama

llanwenog[n]

Llanwenog koyunu

lleyn[n]

Lleyn koyunu

lo mein[n]

lo mein

lo-fi[n]

düşük ses kalitesine sahip ses veya müzik

lo-fi photography[n]

düşük kaliteli fotoğrafçılık

load[v][n]

yüklemek • yük

load down with[v]

yüklemek,ağırlık vermek

load off mind[phrase]

içini rahatlatan şey

load the dice[phrase]

sonucu kendi lehine ayarlamak

load up[v]

yüklemek,doldurmak

load-bearing wall[n]

taşıyıcı duvar

loaded[adj]

yüklü,dolu

loaded for bear[phrase]
loader[n]

yükleyici,boşaltıcı

loaf[n][v]

somun ekmek • tembellik etmek,aylaklık etmek

loaf of bread[n]

kafa,beyin

loafer[n]

mokasen

loam[n]

verimli toprak

loan[n][v]

kredi • borç vermek

loan shark[n]

tefeci

loaner[n]
loanword[n]

alıntı kelime

loath[adj]

isteksiz

loathe[v]

iğrenmek

loathing[n]

nefret,tiksinti

loathly[adj]

iğrenç,tiksindirici

loathsome[adj]

iğrenç,nefret uyandıran

lob[v][n]

yüksek ve yavaş bir yay çizerek atmak,havadan yavaşça atmak • lob,yüksek atış

lobby[n][v]

lobi • lobi oluşturmak

lobbyist[n]

lobici

lobe[n]

lob

lobio[n]

lobio

lobotomite[n]

lobotomi geçirmiş kişi,ahmak

lobotomy[n]

lobotomi

LanGeek
Uygulamayı İndir