loinclothloofah
/ 23
loinclothloofah
loincloth[n]

peştamal

loiter[v]

oyalanmak,dolaşmak

loiterer[n]

başıboş dolaşan

loki[n]

Loki

lolita[n]

seksi genç kız

loll[v]

uzanmak

lollipop[n]

lolipop

lolly[n]

çubuk şekerleme

lomography[n]

lomografik fotoğrafçılık

london[n]

Londra

londoner[n]

Londralı,Londra'lı

lone[adj]

arkadaşsız

lone parent[n]

tek ebeveyn,yalnız ebeveyn

lone wolf[n]

tek başına takılan biri

loneliness[n]

yalnızlık

lonely[adj]

yalnız

loner[n]

münzevi

lonesome[adj]

yalnız

long[adj][adv][v][n]

uzun • uzun süre • hasretini çekmek • uzun vadeli menkul kıymetler,uzun vadeli finansal enstrümanlar

long ago[adv][n]

uzun zaman önce,eskiden • eski zamanlarda,uzun zaman önce

long as arm[phrase]

upuzun

long black[n]

long black

long bone[n]

uzun kemik

long covid[n]

uzatmalı COVID

long dozen[n]

uzun düzine,on üç

long face[n]

asık surat

long haul[n]

uzun mesafe seyahati

long in the tooth[phrase]

çok yaşlı

long island iced tea[n]

Long Island iced tea

long john[n]

Long John donatı

long jump[n]

uzun atlama

long memory[n]

uzun hafıza,kalıcı hafıza

long odds[n]

kazanılma ihtimali düşük bahis

long off[n]

long off,off tarafında derin saha pozisyonu

long on[n]

long on,long on pozisyonu

long pass[n]

uzun pas,forvete uzun pas

long play[n]

uzun çalma

long reliever[n]

uzun süreli yedek oyuncu,uzun süreli rahatlatıcı atıcı

long shot[n]

düşük ihtimalli deneme

long since[adv]

uzun zamandır,çoktan

long sleeve[n]

uzun kol

long story short[phrase]

uzun lafın kısası

long suit[n]

önemli avantaj,güçlü yön

long term[n]

uzun vadeli,uzun dönem

long time[n]

uzun süre

long underwear[n]

uzun iç çamaşırı,uzun külot

long wave[n]

uzun dalga

long-ago[adj]

eski,geçmiş zamanlara ait

long-and-short work[n]

yatay-dikey duvar örgüsü

long-distance[adj]

uzun mesafe

long-distance call[n]

şehirlerarası telefon konuşması

long-distance relationship[n]

uzak mesafe ilişkisi,uzaktan ilişki

long-distance running[n]

uzun mesafe koşusu,uzun mesafe yarışı

long-eared owl[n]

kulaklı orman baykuşu

long-haired[adj]

uzun saçlı,saçları uzun

long-haul[adj]

uzun mesafe seyahat eden

long-horned beetle[n]

teke böceği

long-horned grasshopper[n]

uzun iplik benzeri antenleri olan çekirge

long-lasting[adj]

kalıcı

long-lived[adj]

uzun ömürlü,uzun süreli

long-nose pliers[n]

kargaburun

long-range forecast[phrase]
long-run[adj]

uzun vadeli,uzun süreli

long-sleeved[adj]

uzun kollu

long-suffering[n][adj]

sabırlı tahammül,acıya dayanma • uzun süreli sabırlı,sabırlı

long-tailed planigale[n]

uzun kuyruklu planigale

long-term[adj][adv]

uzun vadeli • uzun vadeli,uzun dönemli

long-wearing[adj]

dayanıklı,uzun ömürlü

long-winded[adj]

ağzı kalabalık,laf kalabalığı yapan

long-windedly[adv]

uzun uzadıya,ayrıntılı bir şekilde

longan[n]

longan

longanimous[adj]

sabırlı,kendini kontrol eden

longboard[n]

longboard,uzun kaykay

longboarding[n]

longboard,uzun tahta

longboat[n]
longer still[adv]

daha da uzun,daha uzun süre

longevity[n]

uzun ömür,hizmet süresi

longhorn[n]

uzun boynuzlu hayvan

longhouse[n]

uzun ev,komünal yaşam alanı

longicorn beetle[n]

teke böceği

longing[n]

özlem, hasret

longingly[adv]

özlemle, hasretle

longish[adj]

oldukça uzun, epey uzun

longitude[n]

boylam

longitudinal[adj]

boyuna,uzunlamasına

longitudinal wave[n]
longitudinally[adv]

boylamasına,uzunlamasına

longpen[n]

LongPen,UzunKalem

longship[n]

uzun gemi,Viking gemisi

longshoreman[n]

liman işçisi,rıhtım işçisi

longsightedness[n]

presbitlik

longspur[n]

çinte kuşu

longstanding[adj]

epeydir devam eden

longtime[adj]

uzun süreli

longueur[n]

gereksiz uzama

longways[n][adv]

hat dansı,çiftlerin karşılıklı iki uzun sıra halinde yaptığı dans • uzunlamasına,boyuna

longwise[adv]

uzunlamasına,boyuna

lonk[n]

Lonk koyunu

loo[n]

tuvalet

loofah[n]

banyo lifi

LanGeek
Uygulamayı İndir