library cardlifter
/ 23
library cardlifter
library card[n]

kütüphane kartı

librate[v]

tamamen durmadan önce titreşmek,durmadan önce salınmak

librettist[n]

opera metni yazarı

libretto[n]

libretto

libtard[n]

aşağılık solcu,aşağılık liberal

licence[n][v]

lisans, izin • yetkilendirmek,izin vermek

licence to print money[phrase]
license[n][v]

ruhsat • ruhsat vermek

license number[n]

plaka numarası

license plate[n]

plaka,araç plakası

license plate lamp[n]

plaka lambası,plaka aydınlatma lambası

license to print money[phrase]

para basma makinesi

licensed[adj]

lisanslı,yetkili

licensed practical nurse[n]

ruhsatlı hemşire

licentiate of sacred theology[n]

Kutsal Teoloji Lisansı,Kutsal Teoloji Lisans Derecesi

licentious[adj]

ahlaksız

licentiously[adv]

ahlaksızca,serbest bir şekilde

lichen[n]

liken

lichen planus[n]

liken planus,düz liken

licit[adj]

meşru,ahlaki açıdan uygun

licitly[adv]

yasal bir şekilde

lick[v][n]

yalamak • yalama,dokunuş

lick boots[phrase]

yalakalık yapmak

lick into shape[phrase]
lick wounds[phrase]

yaralarını sarmak

lick-twat[n]

amcık yalayıcı,kedi yalayıcı

lickety-split[adj]

hızla,göz açıp kapayıncaya kadar

lickspittle[n]

yağcı,dalkavuk

licorice[n][adj]

meyan kökü,biyan • kömür siyahı

licuado[n]

licuado

lid[n]

kapak

lie[v][n]

yalan söylemek • yalan

lie ahead[v]

önümüzde yatmak,gelecekte olmak

lie around[v]

oyalanmak,boş boş oturmak

lie back[v]

uzanmak,sırt üstü yatmak

lie before[v][phrase]

önünde uzanmak,önünde durmak • birine yalvarmak

lie behind[v]

arkasında yatmak,gerçek nedeni olmak

lie detector[n]

yalan makinesi,poligraf

lie down[v]

uzanmak

lie in[v]

yatakta kalmak,geç kalkmak

lie in wait[phrase]

pusuya yatmak

lie like a rug[phrase]

göz göre göre yalan söylemek

lie low[phrase]
lie on back[phrase]
lie through teeth[phrase]

göz göre göre yalan söylemek

lie way into[phrase]

yalan söyleyerek bir şey elde etmek

lie-in[n]

yatakta kalma

lief[adv]

tercihen,seve seve

liege[n][adj]

Liege • derebeyine tabi olan

lien[n]

dalak,splen

lieu[n]

yer

lieutenant[n]

teğmen,subay

lieutenant colonel[n]

yarbay,albay yardımcısı

lieutenant commander[n]

yarbay,kıdemli yüzbaşı

lieutenant general[n]

korgeneral,tümgeneral

life[n]

yaşam

life and soul of the party[phrase]
life belt[n]

can simidi,kurtarma kemeri

life cycle[n]

yaşam döngüsü

life drawing[n]

figür çizimi

life expectancy[n]

ortalama yaşam süresi

life form[n]

yaşam formu,organizma

life jacket[n]

can yeleği

life of the party[phrase]

partinin neşesi

life ring[n]

can simidi,kurtarma halkası

life sentence[n]

ömür boyu hapis cezası

life story[n]

hayat hikayesi

life support[n]

yaşam desteği,hayati destek

life support machine[n]

yaşam destek cihazı

life vest[n]

can yeleği,kurtarma yeleği

life-changing[adj]

hayat değiştiren

life-limiting[adj]

ölümcül

life-size[adj]

gerçeğe uygun boyutta

life-support system[n]

yaşam desteği

life-threatening[adj]

hayati risk içeren

lifeblood[n]

yaşam kaynağı

lifeboat[n]

cankurtaran sandalı

lifebuoy[n]

can simidi,kurtarma simidi

lifeguard[n]

cankurtaran

lifeguard station[n]

can kurtaran istasyonu,gözetleme kulesi

lifeless[adj]

ölü

lifelike[adj]

gerçek gibi

lifeline[n]
lifelong[adj]

ömür boyu süren

lifer[n]

ömür boyu mahkum,müebbet hükümlü

lifesaver[n]

can simidi,hayat kurtarıcı

lifesaving[n][adj]

can kurtarma,hayat kurtarma • can kurtaran

lifespan[n]

ömür,yaşam süresi

lifestyle[n]

yaşam tarzı

lifetime[n]

ömür boyu

lifework[n]

yaşam boyu yapılan meslek

lift[v][n]

kaldırmak • yardım

lift a finger[phrase]

parmağını bile kıpırdatmak

lift bridge[n]

kaldırma köprü,açılır kapanır köprü

lift off[v]

havalanmak

lift spirits[phrase]

moralini yükseltmek

lift the lid on[phrase]

bir şeyin iç yüzünü ortaya çıkarmak

lift up[v]

yukarı kaldırmak

liftback[n]

hatchback,liftback

lifter[n]

halterci,ağırlık kaldırıcı

LanGeek
Uygulamayı İndir