looklose ground
/ 23
looklose ground
look[v][n]

bakmak • yüz ifadesi

look a gift horse in the mouth[phrase]

hediyenin kusurunu aramak

look a million bucks[phrase]

harika görünmek

look a million dollars[phrase]

göz kamaştırıcı görünmek

look a sight[phrase]

perişan görünmek

look after[v]

ihtimam göstermek

look ahead[v]

ileriyi düşünmek,ön görmek

look alive[phrase]
look around[v]

etrafa bakmak

look as if slept in clothes[phrase]
look at[v]

gözden geçirmek

look back[v][phrase]

geçmişi düşünmek • başarıdan başarıya koşmak

look before leap[phrase]

önce düşünüp sonra yapmak

look daggers at[phrase]

birine öfkeyle bakmak

look down nose at[phrase]

birini ya da bir şeyi küçümsemek

look down on[v]

hor görmek

look for[v]

aramak

look for trouble[phrase]

bela aramak

look forward to[v]

dört gözle beklemek

look good[phrase]

iyi görünmek

look in on[v]

uğramak,kontrol etmek için ziyaret etmek

look into[v]

soruşturmak

look like[v]

benzemek

look like a bomb have hit[phrase]
look like something the cat bring in[phrase]

dağınık görünmek

look on[v]

seyirci kalmak

look out[v]

aramak,bulmak

look out for[v]

gözünü dört açmak

look out for number one[phrase]

sadece kendini düşünmek

look out over[v]

bakmak,bakan

look over[v]

gözden geçirmek

look over shoulder[phrase]
look the other way[phrase]
look the part[phrase]
look through[v]

göz gezdirmek

look to[v]

güvenmek,dayanmak

look to laurels[phrase]

üstünlüğünü korumaya çalışmak

look up[v]

aramak (sözlükte veya bilgisayarda)

look up to[v]

hayranlık duymak

look-at-me[adj]

dikkat çekici,gösteriş meraklısı

look-in[n]

katılma ihtimali

lookalike[n][adj]

benzer,ikiz • benzer,tıpkısı

looker[n]

güzel ve çekici kız

looking glass[n]

ayna,büyüteç

lookout[n]

gözetleme

looksmaxx[v]

fiziksel görünümü iyileştirmek,çekiciliği artırmak için görünümü optimize etmek

looky-loo[n]

meraklı,seyirci

loom[v][n]

korkutucu olarak ortaya çıkmak • dokuma tezgahı

loom large[phrase]

ağır basmak

looming[adj]

yaklaşan,tehditkar

loon[n]

dalgıç kuşu

loonie[n]

bir Kanada doları madeni parası,Kanada doları

loony[n][adj]

deli,çılgın • çılgın

loony bin[n]

tımarhane,akıl hastanesi

loop[n][v]

halka,ilmek • döngü yapmak,halka çizmek

loop around[n]

etrafında döngü,etrafında devre

loop pile carpet[n]

döngü yığın halısı

loose[adj][adv][v]

serbest • serbestçe,kısıtlama olmadan • salıvermek,ateşlemek

loose ball[n]

serbest top,kontrolsüz top

loose cannon[n]

ne yapacağı belli olmayan biri

loose end[n][phrase]

eksik işleri tamamlamak

loose fit[n]

bol kesim,geniş kesim

loose forward[n]

açık forvet,forvet pozisyonlarında oynayan çok yönlü oyuncu

loose sand[phrase]
loose thread[phrase]

açık kalan nokta

loose-fitting[adj]

bol

loose-leaf[adj]

ciltlenmemiş

loose-limbed[adj]

esnek

loosely[adv]

gevşek bir biçimde

loosen[v]

gevşetmek,bolaltmak

loosen grip[phrase]

kontrolü gevşetmek

loosen up[v]

rahatlamak,gevşemek

loot[n][v]

çalıntı mal • yağmalamak

loot box[n]

şans kutusu (video oyunlarında oyuncunun kazandığı veya uygulamada satın alabileceği)

looter[n]

yağmacı

looting[n]

yağma

lop off[v]

kesmek,budamak

lop-eared[adj]

sarkık kulaklı

lope[v][n]

rahat koşmak • üç vuruşlu bir yürüyüş; tırıs ve dörtnal arasında,uzun ve düzenli bir adım

lopsided[adj]

dengesiz,asimetrik

loquacious[adj]

çenebaz

loquacity[n]

konuşkanlık

loquat[n]

malta eriği

lord[n][v]

Tanrı • asil yapmak,lord unvanı vermek

lord's day[n]

Rabbin günü,pazar

lord's table[n]

Rabbin masası,kutsal masa

lore[n]

bilgi,gelenek

loriinae[n]

loriinae,loriler

lorikeet[n]

Lorini papağanı

loris[n]

lorigil

lorry[n]

kamyon

lory[n]

lory,fırça uçlu dilli papağan

los angeles[n]

Los Angeles

losartan[n]

lorsartan

lose[v]

yitirmek

lose appetite[phrase]
lose cool[phrase]

kontrolünü kaybetmek

lose face[phrase]

itibarını kaybetmek

lose grip[phrase]
lose ground[phrase]

zemin kaybetmek

LanGeek
Uygulamayı İndir