injury timeinside-out
/ 23
injury timeinside-out
injury time[n]

uzatma dakikaları,fazla süre

injustice[n]

adaletsizlik

ink[n][v]

mürekkep • mürekkeplemek,mürekkep uygulamak

ink bottle[n]

mürekkep şişesi,mürekkep kutusu

ink brush[n]

mürekkep fırçası

ink cartridge[n]

mürekkep kartuşu,yazıcı kartuşu

ink wash[n]

lavi

inkiness[n]

siyahlık,karanlık

inkjet printing[n]

mürekkep püskürtmeli baskı

inkling[n]

seziş

inkstand[n]

mürekkep hokkası,yazı gereçleri standı

inkwell[n]

mürekkep hokkası,mürekkep kabı

inky[adj]

mürekkep gibi kara,derin siyah

inland[adj][adv][n]

ülkenin iç kısmında olan • iç kısımlara doğru • iç kesim,kara içi

inlay[v][n]

döşemek • parke

inlet[n]

giriş,kanal

inline hockey[n]

inline hokey,tekerlekli paten hokeyi

inline skates[n]

tek sıra tekerlekli paten,inline paten

inline skating[n]

inline paten,tek sıra tekerlekli paten

inline speed skating[n]

inline sürat pateni,inline paten yarışı

inmate[n]

mahpus

inmost[adj]

en derin

inn[n]

şehir dışında küçük otel

innards[n]

iç organlar,bağırsaklar

innate[adj]

tabiatında olan

innately[adv]

doğuştan olarak

innateness hypothesis[n]

doğuştanlık varsayımı

inner[adj]

içsel

inner city[n]

şehrin merkezinde yoksulların oturduğu mahalle

inner ear[n]

iç kulak

innermost[adj]

en derin,en içteki

inning[n]

inning,sayı turu

innings[n]

vuruş sırası,inning

innocence[n]

suçsuz

innocent[adj][n]

suçsuz • masum,saf

innocently[adv]

masumca

innocuous[adj]

incitmeyen

innominate bone[n]

kalça kemiği,isimsiz kemik

innovate[v]

yenilik yapmak

innovation[n]

yenilik

innovative[adj]

yenilikçi

innovator[n]

yenilikçi

innuendo[n]

kinaye

innumerable[adj]

sayısız

innumerous[adj]

sayısız,hesapsız

inoculate[v]

aşı yapmak

inoculation[n]

aşılama

inoffensive[adj]

hakaret içermeyen

inoperative[adj]

çalışmayan,devre dışı

inopportune[adj]

zamansız

inopportunely[adv]

uygunsuz bir şekilde,zamansızca

inordinate[adj]

aşırı

inordinately[adv]

aşırı derecede,olağanüstü

inorganic[adj]

inorganik

inpatient[n]

hastanede yatılı tedavi gören hasta

input[n][v]

giriş,giriş sinyali • bilgisayara bilgi eklemek

inquest[n]

yasal soruşturma

inquire[v]

soruşturmak

inquirer[n]

sorgulayıcı,araştırmacı

inquiring[adj][n]

şaşkın • bilgi talebi,sorgulama

inquiringly[adv]

merakla,sorgulayıcı bir şekilde

inquiry[n]

araştırma

inquiry education[n]

sorgulama eğitimi,araştırmaya dayalı öğrenme

inquisition[n]

sorguya çekme

inquisitive[adj]

meraklı

inquisitively[adv]

merakla, sorgulayıcı bir şekilde

inroad[n]

tecavüz

ins and outs[phrase]

işin incelikleri

insalubrious[adj]

sağlıksız,zararlı

insane[adj]

salak

insanely[adv]

deli gibi,mantıksızca

insanity[n]

delilik

insatiable[adj]

doymak bilmez

inscribe[v]

kazımak

inscription[n]

yazıt,kitabe

inscrutable[adj]

anlaşılmaz

insect[n]

böcek

insect bite[n]

böcek ısırığı

insect repellent[n]

böcek savar

insecticide[n]

böcek ilacı

insectifuge[n]

böcek kovucu

insectivore[n]

böcekçil hayvan

insectivorous[adj]

böcekçil,böceklerle beslenen

insecure[adj]

güvensiz

insecurity[n]

güvensizlik,özgüven eksikliği

inseminate[v]

döllemek

insensible[adj]

bilinçsiz

insensitive[adj]

duyarsız,hissiz

insentient[adj]

cansız

inseparable[adj]

ayrılamaz

inseparably[adv]

ayrılmaz bir şekilde,birbirinden ayrılmaz biçimde

insert[v][n]

yerleştirmek,sokmak • detay sahnesi

insertion[n]

yerleştirme,sokma

inset[n][v]

ekli küçük resim • yerleştirmek,koymak

inshore[adj][adv]

kıyıdan esen (denizden karaya doğru),denizden karaya doğru (rüzgar) • kıyıya yakın,karaya doğru

inside[adv][n][adj][prep]

iç • iç,iç kısım • iç,içerideki • içinde

inside information[n]

içeriden alınan bilgiler

inside lane[n]

iç şerit

inside of[prep]

içinde,içerisinde

inside-out[adj]

içi dışına çıkmış

LanGeek
Uygulamayı İndir