idealizeill-fed
/ 23
idealizeill-fed
idealize[v]

mükemmel olarak görmek

ideally[adv]

en uygun biçimde

ideate[v]

fikir üretmek,düşünce oluşturmak

identical[adj]

özdeş

identical twin[n]

tek yumurta ikizi

identically[adv]

aynı şekilde

identicalness[n]

özdeşlik,tam benzerlik

identifiable[adj]

kolayca tanınabilen

identification[n]

kimlik saptama

identified[adj]

tanımlanmış,belirlenmiş

identifier[n]

tanımlayıcı,kimlik belirteci

identify[v]

kimliğini tespit etmek

identify as[v]

olarak tanımlamak,olarak tanımak

identity[n]

kimlik

identity card[n]

kimlik cüzdanı

identity theft[n]

kimlik hırsızlığı

ideogram[n]

ideografi

ideological[adj]

ideolojik

ideologically[adv]

ideolojik olarak,ideoloji açısından

ideologue[n]

ideolog,doktriner

ideology[n]

ideoloji

ideophone[n]

ideofon

idiolect[n]

bireydil

idiom[n]

deyim

idiomatic[adj]

deyimsel

idiopathic[adj]

idyopatik,bilinen bir nedeni olmayan

idiophone[n]

idiofon

idiosyncrasy[n]

kendine has özellik

idiosyncratic[adj]

kişiye özgü

idiot[n]

aptal,geri zekalı

idiot box[n]

aptal kutusu,televizyon

idiot savant[n]

idiot savant,otistik savant

idiot-proof[adj]

aptal geçirmez,hatasız kullanım

idiotic[adj]

aptalca,budalaca

idle[adj][v][n]

boşta,atıl • rölanti yapmak, boşta çalıştırmak • rölanti,boşta çalışma

idleton[n]

tembel,işten kaçan kişi

idly[adv]

boş boş,amaçsızca

idol[n]

put

idolatrous[adj]

putlara dair

idolatry[n]

putperestlik

idolect[n]

özgün konuşma tarzı

idolize[v]

idolleştirmek

idun[n]

İdun

idyllic[adj]

mükemmel

if[conj][n]

eğer • kesin olmayan bir durum

if all else fails[phrase]

hiç biri olmazsa

if and when[conj]

eğer ve ne zaman

if anything[phrase]

bilakis

if i were you[phrase]

senin yerinde olsam

if in doubt[phrase]

şüphe duyuyorsan

if need be[phrase]

gerekirse

if the cap fits[phrase]
if the shoe fits[phrase]

üstüne alınıyorsan

if you ask me[phrase]

bana sorarsan

if you do not mind[phrase]
if you know, you know[sentence]
if you lie down with dogs you will get up with fleas[sentence]

itle yatan bitle kalkar

if-clause[n]

koşul tümceciği

iffy[adj]

belirsiz

ifla[n]

Uluslararası Kütüphane Birliği ve Kurumları

ifs ands or buts[phrase]

aması falan yok

iftar[n]

iftar

igbo[n]

Güneydoğu Nijerya'daki en büyük etnik grubun bir üyesi,bir İgbo

igloo[n]

eskimo evi

igneous[adj]

magmatik,volkanik

ignitable[adj]

tutuşabilir,yanıcı

ignite[v]

yakmak

ignited[adj]

tutuşmuş,alevlenmiş

igniter[n]

ateşleyici,tutuşturucu

ignition[n]

ateşleme,tutuşturma

ignition switch[n]

ateşleme anahtarı,kontak anahtarı

ignition system[n]

ateşleme sistemi,ateşleme

ignitor[n]

ateşleyici,tutuşturucu

ignoble[adj]

şerefsiz

ignominious[adj]

rezil

ignominiously[adv]

rezil bir şekilde,utanç verici bir biçimde

ignominy[n]

rezillik

ignorable[adj]

göz ardı edilebilir,önemsiz

ignoramus[n]

cahil,bilgisiz

ignorance[n]

cehalet

ignorant[adj]

pek bilgisi olmayan

ignore[v][n]

göz ardı etmek • görmezden gelmek,ihmal etmek

iguana[n]

iguana

iguana iguana[n]

yeşil iguana,ortak iguana

ii[n][adj]

iki,iki rakamı • iki,ikinci

iii[n][adj]

üç,üç rakamı • üçüncü,üç

ikebana[n]

ikebana

ileum[n]

ileum

iliad[n]

İlyada,Troya Savaşı'nın hikayesini anlatan Homeros'un antik Yunan destanı

ilk[n]

tür,cins

ill[adj][adv][n]

hasta • kötü,yetersiz bir şekilde • hastalık,rahatsızlık

ill afford[phrase]

kaldıramamak

ill feelings[n]

kızgınlık

ill luck[n]

şanssızlık

ill-conceived[adj]

kötü tasarlanmış,yanlış düşünülmüş

ill-defined[adj]

eksik tanımlanmış

ill-famed[adj]

kötü şöhretli,adı kötüye çıkmış

ill-fated[adj]

talihsiz

ill-favored[adj]

çirkin,itici

ill-fed[adj]

kötü beslenmiş,yetersiz beslenmiş

LanGeek
Uygulamayı İndir