distant
dis
ˈdɪs
dis
tant
tənt
tēnt
discant

"distant"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

distant
01

mesafeli

having a great space or extent between two points 
distant definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most distant
karşılaştırma derecesi
more distant
derecelendirilebilir
Örnekler
Their house is located in a distant village in the mountains. 

Evleri, dağlardaki uzak bir köyde bulunuyor.

02

uzak, mesafeli

emotionally unavailable or unapproachable 
distant definition and meaning
Örnekler
His distant manner made it hard for anyone to connect with him. 

Onun mesafeli tavrı, herhangi birinin onunla bağ kurmasını zorlaştırıyordu.

03

uzak akraba

having a connection that is not close or direct, as in a remote familial or social relationship 

remote

Örnekler
He found out he had a distant cousin living in another country. 

Başka bir ülkede yaşayan uzak bir kuzeni olduğunu öğrendi.

04

uzak, eski

occurring far away in time 
Örnekler
His distant childhood memories often brought him nostalgia. 

Onun uzak çocukluk anıları sık sık ona nostalji getirirdi.

05

uzak, farklı

far apart in nature, quality, or type 
Örnekler
Their views on the issue were distant, and they struggled to find common ground. 

Konuya ilişkin görüşleri uzaktı ve ortak bir zemin bulmakta zorlandılar.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store