Ara
to crack up
[phrase form: crack]
01
kahkahalarla gülmek, katıla katıla gülmek
to laugh in a loud or uncontrollable manner
Örnekler
During the lighthearted conversation, they could n't help but crack up at each other's humorous stories.
Neşeli sohbet sırasında, birbirlerinin komik hikayelerine kahkahalarla gülmekten kendilerini alamadılar.
02
kahkahalarla güldürmek, katıla katıla güldürmek
to make someone laugh in a lively or uncontrollable manner
Örnekler
During the stressful meeting, a well-timed joke from a colleague managed to crack up the entire team.
Stresli toplantı sırasında, bir meslektaşın zamanında yaptığı bir şaka, tüm ekibi kahkahalara boğmayı başardı.
03
çatlamak, psikolojik olarak çökmek
to experience a mental or emotional collapse, often under extreme stress or pressure
Örnekler
The military veteran, haunted by traumatic memories, began to crack up under the weight of post-traumatic stress.
Travmatik anıların peşini bırakmadığı asker gazisi, travma sonrası stresin ağırlığı altında çökmeye başladı.
04
övmek, yüceltmek
to describe something or someone in a positive and enthusiastic way
Örnekler
During the awards ceremony, the presenter cracked up the actor, commending his outstanding contribution to the film industry.
Ödül töreni sırasında sunucu, oyuncuyu güldürdü ve sinema endüstrisine olağanüstü katkısını övdü.
05
parçalamak, hasar vermek
to damage or completely destroy a vehicle in a crash
Örnekler
The intense rain made the roads slippery, leading to several drivers cracking up their vehicles on the highway.
Şiddetli yağmur, yolları kaygan hale getirdi ve birkaç sürücünün otoyolda araçlarını parçalamasına neden oldu.
06
dalga geçmek, şaka yapmak
to tease or joke about someone, often playfully
Örnekler
We were cracking up at him yesterday after class.
Dün dersten sonra onunla dalga geçiyorduk.



























