Ara
to mess up
[phrase form: mess]
01
yüzüne gözüne bulaştırmak
to make a mistake or error, causing a situation or task to become disorganized, confused, or unsuccessful
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
up
temel fiil
mess
şimdiki zaman
mess up
3. tekil kişi
messes up
şimdiki zaman ortacı
messing up
basit geçmiş zaman
messed up
geçmiş zaman ortacı
messed up
Örnekler
He messed up the calculations, resulting in financial discrepancies.
Hesaplamaları berbat etti, bu da finansal uyuşmazlıklara yol açtı.
02
dağıtmak, karıştırmak
to make a place untidy or disorganized
Örnekler
The storm has messed up the backyard, scattering leaves and debris.
Fırtına arka bahçeyi dağıttı, yaprakları ve enkazı saçtı.
03
berbat etmek, alt üst etmek
to disrupt or disturb the orderliness of a situation, process, or arrangement
Örnekler
Accidentally deleting important files can mess the entire system up.
Önemli dosyaları yanlışlıkla silmek tüm sistemi alt üst edebilir.
04
bozmak, rahatsız etmek
to disrupt or cause someone to make mistakes in a task by being distracting or displaying annoying behavior
Örnekler
She tries to avoid the office gossip; it always messes her up and affects her productivity.
O, ofis dedikodularından kaçınmaya çalışır; bu onu her zaman alt üst eder ve verimliliğini etkiler.
05
mahvetmek, psikolojik olarak yıkmak
to severely affect someone's mental and emotional well-being
Örnekler
Enduring an emotionally abusive relationship can mess up a person, making it difficult to trust others.
Duygusal olarak istismar edici bir ilişkiye katlanmak bir insanı alt üst edebilir, başkalarına güvenmeyi zorlaştırabilir.
06
hırpalamak, dövmek
to cause someone harm through physical violence
Örnekler
The bar fight escalated, and soon both parties were trying to mess each other up.
Bar kavgası şiddetlendi ve kısa süre sonra her iki taraf da birbirini mahvetmeye çalışıyordu.



























