little
little
lɪtl
litl
tittlekittelwhittlespittle

"little"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

little
01

küçük

below average in size 
little definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
littlest
karşılaştırma derecesi
littler
derecelendirilebilir
Örnekler
The little kitten curled up in the corner, its tiny frame barely visible in the dim light. 

Küçük yavru kedi köşede kıvrıldı, minik gövdesi loş ışıkta zar zor görülebiliyordu.

1.1

küçük

(of a person) physically short and small compared to others 
little definition and meaning
Örnekler
Despite being little in stature, the gymnast displayed incredible flexibility and skill. 

Boyut olarak küçük olmasına rağmen, jimnastikçi inanılmaz esneklik ve beceri sergiledi.

02

küçük, genç

very young, often used affectionately 
Örnekler
The little ones played happily in the sandbox during the afternoon. 

Küçükler öğleden sonra kum havuzunda neşeyle oynadılar.

Örnekler
The mistake was little and did not affect the outcome of the project. 

Hata küçüktü ve projenin sonucunu etkilemedi.

3.1

küçük, kısa

brief in distance or duration 
Örnekler
They went for a little walk around the block after dinner. 

Akşam yemeğinden sonra blok etrafında küçük bir yürüyüşe çıktılar.

3.2

zayıf, hafif

(of a voice) faint or weak in sound, barely audible 
Örnekler
Her little voice could barely be heard over the noise of the crowd. 

Kalabalığın gürültüsü arasında onun küçük sesi zar zor duyulabiliyordu.

04

dar görüşlü, kıt akıllı

narrow-minded or lacking in intellectual depth 
Örnekler
Little minds often cling to outdated beliefs and practices. 

Küçük zihinler genellikle modası geçmiş inançlara ve uygulamalara bağlı kalır.

little
dil bilgisi bilgileri
derece zarfı
Örnekler
The city has changed little over the years. 

Şehir yıllar içinde çok az değişti.

little
01

biraz

used to indicate a small degree, amount, etc. 
little definition and meaning
Örnekler
I have little time to finish the project. 

Projeyi bitirmek için az zamanım var.

Little
01

küçük, çocuk

a young child 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
littles
Örnekler
The little was excited to see the magician perform at the party. 

Küçük, partide sihirbazın performansını görmek için heyecanlıydı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store