vif
Pronunciation
/vif/

"vif"kelimesinin Fransızca tanımı ve anlamı

01

hızlı, çevik

qui se déplace ou agit rapidement
vif definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
le plus vif
karşılaştırma derecesi
plus vif
derecelendirilebilir
eril tekil
vif
eril çoğul
vifs
dişil tekil
vive
dişil çoğul
vives
Örnekler
Elle a un style de jeu vif et précis.
Oyun tarzı canlı ve kesindir.
02

canlı, hareketli

qui est vivant
vif definition and meaning
Örnekler
Il a été brûlé vif dans l' accident.
Kazada canlı canlı yakıldı.
03

canlı, enerjik

plein d'énergie et d'entrain
vif definition and meaning
Örnekler
Ses yeux vifs trahissaient sa curiosité.
Canlı gözleri merakını ele veriyordu.
04

parlak, canlı

qui est intense et éclatant (couleur)
vif definition and meaning
Örnekler
Ces fleurs ont un jaune particulièrement vif.
Bu çiçeklerin özellikle canlı bir sarısı var.
05

şiddetli, yoğun

qui est très intense ou très fort
vif definition and meaning
Örnekler
Il a eu une vive réaction après l' injection.
Enjeksiyondan sonra şiddetli bir reaksiyon geçirdi.
06

çarpıcı, yoğun

qui attire l'attention ou qui est intense
Örnekler
Nous avons tous ressenti une vive inquiétude pour lui.
Hepimiz onun için canlı bir endişe hissettik.
07

keskin, sert

qui blesse ou frappe par sa force ou son intensité
Örnekler
Le commentaire vif du professeur a embarrassé l' étudiant.
Öğretmenin keskin yorumu öğrenciyi utandırdı.
08

keskin, sivri

qui est froid et sec, piquant
Örnekler
Il a senti l' air vif en sortant de la maison.
Evden çıkarken keskin havayı hissetti.
Le vif
01

yaşayan kişi, hayatta olan kişi

personne qui est encore en vie, en particulier pour les affaires juridiques
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
vifs
Örnekler
Dans ce contrat, le vif doit donner son consentement.
Bu sözleşmede, hayatta olan kişi onayını vermelidir.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store