Ara
vif
01
hızlı, çevik
qui se déplace ou agit rapidement
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
le plus vif
karşılaştırma derecesi
plus vif
derecelendirilebilir
eril tekil
vif
eril çoğul
vifs
dişil tekil
vive
dişil çoğul
vives
Örnekler
Elle a un style de jeu vif et précis.
Oyun tarzı canlı ve kesindir.
02
canlı, hareketli
qui est vivant
Örnekler
Il a été brûlé vif dans l' accident.
Kazada canlı canlı yakıldı.
03
canlı, enerjik
plein d'énergie et d'entrain
Örnekler
Ses yeux vifs trahissaient sa curiosité.
Canlı gözleri merakını ele veriyordu.
04
parlak, canlı
qui est intense et éclatant (couleur)
Örnekler
Ces fleurs ont un jaune particulièrement vif.
Bu çiçeklerin özellikle canlı bir sarısı var.
05
şiddetli, yoğun
qui est très intense ou très fort
Örnekler
Il a eu une vive réaction après l' injection.
Enjeksiyondan sonra şiddetli bir reaksiyon geçirdi.
06
çarpıcı, yoğun
qui attire l'attention ou qui est intense
Örnekler
Nous avons tous ressenti une vive inquiétude pour lui.
Hepimiz onun için canlı bir endişe hissettik.
07
keskin, sert
qui blesse ou frappe par sa force ou son intensité
Örnekler
Le commentaire vif du professeur a embarrassé l' étudiant.
Öğretmenin keskin yorumu öğrenciyi utandırdı.
08
keskin, sivri
qui est froid et sec, piquant
Örnekler
Il a senti l' air vif en sortant de la maison.
Evden çıkarken keskin havayı hissetti.
Le vif
01
yaşayan kişi, hayatta olan kişi
personne qui est encore en vie, en particulier pour les affaires juridiques
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
vifs
Örnekler
Dans ce contrat, le vif doit donner son consentement.
Bu sözleşmede, hayatta olan kişi onayını vermelidir.



























