Ara
avoir
01
sahip olmak, elde etmek
posséder ou être en possession de quelque chose
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzensiz
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
ai
1. çoğul kişi
avons
gelecek zamanda 1. kişi
aurai
şimdiki zaman ortacı
ayant
geçmiş zaman ortacı
eu
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
avions
Örnekler
Il a un examen demain.
Var yarın bir sınavı.
02
almak, elde etmek
obtenir, recevoir quelque chose
Örnekler
J' ai eu mon premier emploi à 20 ans.
20 yaşında ilk işimi aldım.
03
kandırmak, aldatmak
tromper ou duper quelqu'un, souvent de manière malhonnête ou rusée
Örnekler
Elle l' a eu en lui vendant une montre cassée.
Ona, ona bozuk bir saat satarak onu aldattı.
04
olmak
utilisé pour former les temps composés de la plupart des verbes
Örnekler
Elle a oublié ses clés.
O, anahtarlarını unuttu.
L'avoir
[gender: masculine]
01
varlık, mal
bien ou ensemble de biens possédés par une personne ; richesse matérielle
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
Örnekler
Cet homme possède des avoirs à l' étranger.
Bu adam yurtdışında varlıklara sahiptir.
02
fiş, kredi notu
document délivré par un vendeur à un client pour corriger une facture (souvent en cas de retour de marchandise ou d'erreur)
Örnekler
L' entreprise a émis un avoir suite à l' erreur de facturation.
Şirket, faturalama hatasının ardından bir fiş çıkardı.



























