Ara
to gouge
01
oymak açmak, yiv açmak
to make a dent in something using a sharp or scooping tool
Transitive: to gouge a dent or hole in sth
Örnekler
She carefully gouged a groove in the clay for the artistic design.
Sanatsal tasarım için kili dikkatlice oydu.
02
kazıklamak, sömürmek
to obtain something, typically money or goods, through coercion, manipulation, or unfair means
Transitive: to gouge sb
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
gouge
3. tekil kişi
gouges
şimdiki zaman ortacı
gouging
basit geçmiş zaman
gouged
geçmiş zaman ortacı
gouged
Örnekler
The unscrupulous landlord would gouge his tenants by constantly increasing the rent without justification.
Vicdansız ev sahibi, kiracılarını sürekli olarak haksız yere kirayı artırarak sömürürdü.
03
oymak, koparmak
to tear out flesh or tissue by forcing with the thumb or a sharp object
Örnekler
The attacker gouged his opponent's eye during the fight.
Saldırgan, kavga sırasında rakibinin gözünü oydu.
Gouge
01
oyuk oyma kalemi, gouge keskisi
a chisel-like tool with a curved blade used in woodworking, metalworking, or sculpture to carve rounded cuts
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
gouges
Örnekler
The woodworker demonstrated how to handle a gouge safely.
Marangoz, bir oyma kalemini güvenli bir şekilde nasıl kullanacağını gösterdi.
02
derin bir çentik, derin bir oyuk
a deep mark or cavity left in a surface due to impact, scraping, or forceful removal of material
Örnekler
The table had a large gouge where something heavy had fallen.
Masanın üzerinde ağır bir şeyin düştüğü yerde büyük bir oyuk vardı.
Leksikal Ağaç
gouger
gouge



























