favor
fa
ˈfeɪ
fey
vor
vɜr
vır
/fˈe‌ɪvɐ/
favour

"favor"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to favor
01

tercih etmek

to prefer someone or something to an alternative
Transitive: to favor sb/sth | to favor one option over another
to favor definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
favor
3. tekil kişi
favors
şimdiki zaman ortacı
favoring
basit geçmiş zaman
favored
geçmiş zaman ortacı
favored
Örnekler
The manager may favor candidates with relevant experience during the hiring process.
Yönetici, işe alım sürecinde ilgili deneyime sahip adayları tercih edebilir.
02

lehinde davranmak, taraflı davranmak

to treat someone better than someone else, especially in an unfair manner
Transitive: to favor sb
Örnekler
He feels the coach favors the star player, even when others perform better.
O, diğerleri daha iyi performans gösterdiğinde bile koçun yıldız oyuncuyu kayırdığını hissediyor.
03

korumak, hafifletmek

to avoid putting full pressure on an injured part of the body
Transitive: to favor an injured limb
Örnekler
He favored his injured hand while typing at the desk.
Masada yazı yazarken yaralı elini korumaya özen gösterdi.
04

desteklemek, yardımcı olmak

to provide conditions or opportunities that help someone or something succeed
Transitive: to favor sth
Örnekler
The changes in the market favor companies that focus on technology.
Piyasadaki değişiklikler, teknolojiye odaklanan şirketleri destekler.
Favor
01

iyilik

a kind act that is done to help a person
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
favors
Örnekler
I owe you a favor for fixing my bike.
Bisikletimi tamir ettiğin için sana bir iyilik borçluyum.
02

lütuf, avantaj

an advantage given to someone or something
Örnekler
The weather conditions were in favor of the hikers.
Hava koşulları yürüyüşçülerin lehine idi.
03

tercih, eğilim

an inclination or tendency to approve or support
Örnekler
The mayor 's actions met favor from local businesses.
Belediye başkanının eylemleri yerel işletmelerden beğeni gördü.
04

hatıra, hediye

a small gift given to guests as a keepsake at a party or event
Örnekler
The party favor was a tiny bag of chocolates.
Parti hediyesi küçük bir çikolata paketiydi.
05

iltifat, beğeni

a feeling of goodwill or positive regard
Örnekler
Friends showed favor to those who had helped them.
Arkadaşlar, kendilerine yardım etmiş olanlara iyilik gösterdi.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store