Ara
to effuse
01
dışarı akıtmak
to release freely, often in a natural or uncontrolled manner
Transitive: to effuse sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
effuse
3. tekil kişi
effuses
şimdiki zaman ortacı
effusing
basit geçmiş zaman
effused
geçmiş zaman ortacı
effused
Örnekler
When she spoke about her passion for art, she effused an enthusiasm that was infectious.
Sanata olan tutkusundan bahsederken, bulaşıcı bir coşku saçtı.
02
yayılmak, dağılmak
to spread outwards
Intransitive: to effuse from a source
Örnekler
Warmth effused from the fireplace, creating a cozy atmosphere in the living room.
Şömineden yayılan sıcaklık, oturma odasında rahat bir atmosfer yarattı.
03
akıtmak, dökmek
to pour out a liquid in a steady flow or stream
Transitive: to effuse a liquid
Örnekler
The waterfall effused crystal-clear water into the pool below.
Şelale, aşağıdaki havuza kristal berraklığında su akıtıyordu.
Leksikal Ağaç
effusion
effusive
effuse



























