Ara
to effuse
01
dışarı akıtmak
to release freely, often in a natural or uncontrolled manner
Transitive: to effuse sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
effuse
3. tekil kişi
effuses
şimdiki zaman ortacı
effusing
basit geçmiş zaman
effused
geçmiş zaman ortacı
effused
Örnekler
As the clouds parted, the sun effused a warm glow over the landscape.
Bulutlar dağılırken, güneş manzaranın üzerine sıcak bir parıltı yaydı.
02
yayılmak, dağılmak
to spread outwards
Intransitive: to effuse from a source
Örnekler
Joy effused from her smile as she received the good news.
İyi haberi aldığında gülümsemesinden yayılan neşe.
03
akıtmak, dökmek
to pour out a liquid in a steady flow or stream
Transitive: to effuse a liquid
Örnekler
The pipe effused hot water into the bathtub, filling it with warmth and relaxation.
Boru, sıcak suyu küvete akıttı, onu sıcaklık ve rahatlıkla doldurdu.
Leksikal Ağaç
effusion
effusive
effuse



























