Ara
sıçramak, zıplamak
Heyecanlı yavru köpek, sonsuz enerjiyle kelebekleri kovalayarak çayır boyunca zıpladı.
sınırlandırmak, çerçevelemek
Sağlıklı bir iş-yaşam dengesi sağlamak için, iş saatlerini ve kişisel zamanını dikkatlice sınırladı.
sınırlarını belirlemek, çevrelemek
Nehir, iki ilçeyi sınırlandırdı, aralarında doğal bir sınır oluşturdu.
sekmek, geri sıçramak
Top duvara çarptıktan sonra, beklenmedik bir güçle geri sekti.
Fırtına yaklaşırken, şiddetli yağmur ve güçlü rüzgarlarla karşılaşmaya mahkumdular.
bağlı, zincirli
Mahkum zincirler ve prangalarla bağlanmıştı.
bağlı, bağlanmış
İyonlar kristal kafesinde bağlıdır.
ciltli, bağlı
Roman, deriyle güzelce ciltlenmişti.
giden, yönelik
Tren, New York'a gidiyor.
bandajlı, sarılı
Hastanın bacağı hareketi önlemek için bandajlı kaldı.
kabız, peklik çeken
Aşırı yedikten sonra kabız hissetti.
bağlı, taahhütlü
Askerler, ülkelerine olan sadakatle bağlıdır.
yükümlü, bağlı
Şirket, sözleşme gereği zamanında teslimat yapmakla yükümlüdür.
sınır, hudut
Mülk, çiftliğin sınırları içinde yer alır.
sınır, uç
Sabrı sınırına ulaştı.
sıçrama, atlama
Tek bir sıçrayışla, köpek çiti aştı.
Leksikal Ağaç



























