bail out
bail
beɪl
beyl
out
aʊt
aut
British pronunciation
/bˈeɪl ˈaʊt/

"bail out"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to bail out
[phrase form: bail]
01

kefaletle serbest bıraktırmak

to pay money to the court to release someone from custody until their trial
to bail out definition and meaning
example
Örnekler
Facing an unusual charge, he called his cousin to bail him out of the peculiar legal situation.
Alışılmadık bir suçlamayla karşı karşıya kalan adam, kuzenini bu tuhaf yasal durumdan kefaletle çıkarması için aradı.
02

çekilmek, tüymek

to leave a bad or dangerous situation, place, or event quickly and suddenly
Dialect
bale outbritish flagBritish
example
Örnekler
Can you bail me out of the meeting if I signal you?
Sana işaret edersem beni toplantıdan çıkarabilir misin?
03

mali destek vererek kurtarmak

to save someone or something from a difficult financial situation
Dialect
bale outbritish flagBritish
example
Örnekler
The timely loan bailed the small business out during a tough period.
Zamanında yapılan kredi, küçük işletmeyi zor bir dönemde kurtardı.
04

paraşütle atlamak, paraşütle tahliye etmek

to jump out of an airplane using a parachute when the airplane is about to crash
Dialect
bale outbritish flagBritish
example
Örnekler
They bailed the crew out just in time before the plane hit the ground.
Uçak yere çarpmadan hemen önce mürettebatı paraşütle atladılar.
05

su boşaltmak, suyunu çıkarmak

to remove water from a boat to prevent it from sinking
Dialect
bale outbritish flagBritish
example
Örnekler
The fisherman found himself continuously bailing out the small boat.
Balıkçı, küçük tekneyi sürekli olarak tahliye etmek zorunda kaldı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store