Ara
to nail down
[phrase form: nail]
01
çivilemek, çivi ile sabitlemek
to secure something in place by using nails
Örnekler
I need to nail the loose floorboard down before someone trips.
Birisi takılmadan önce gevşek döşeme tahtasını çivilemem gerekiyor.
02
kesinleştirmek, kararlaştırmak
to finally come to an agreement or decision
Örnekler
We need to nail down the details of the contract before signing.
İmzalamadan önce sözleşmenin detaylarını netleştirmemiz gerekiyor.
03
net bir cevap almak, kesin bir taahhüt sağlamak
to make someone give a clear and definite answer or commitment
Örnekler
She nailed down the supplier to a fixed price.
O, tedarikçiyi sabit bir fiyata bağlamayı başardı.



























