give the sackglial
/ 25
give the sackglial
give the sack[phrase]

birini işten atmak

give the slip[phrase]

birinden kurtulmak

give thought[phrase]
give tongue to[phrase]
give trouble[phrase]

birine sorun çıkarmak

give two shits[phrase]
give up[v]

pes etmek

give up as a bad job[phrase]

bir şeyi umutsuz görüp bırakmak

give up on[v]

vazgeçmek,umudunu kesmek

give up the ghost[phrase]

son nefesini vermek

give voice to[phrase]

dile getirmek

give way[phrase]

yer açmak

give word[phrase]

söz vermek

give-and-go[n]

ver-kaç,bir-iki

giveaway[n]

hediye,bağış

given[adj][n][prep]

belirli • veri,varsayım • verilen,göz önünde bulundurularak

given name[n]

ön ad,ilk ad

given that[conj]

farz edersek

given the chance[phrase]
giver[n]

bağışçı,hayırsever

giving[n][adj]

verme • cömert,fedakar

giving up[n]

pes etme,vazgeçme

giza[n]

Gize,Gize şehri

gizmo[n]

cihaz,alet

gizzard[n]

taşlık

glace[adj]

şekerle kaplı

glacial[adj]

buzullu

glacial period[n]

buzul çağı,buzul dönemi

glaciation[n]

buzullaşma,buzul dönemi

glacier[n]

buzul

glacier gray[adj]

hafif mavimsi gri

glacis[n]

şev

glad[adj][v][n]

mutlu • neşelendirmek,mutlu etmek • glayöl,kılıç çiçeği

gladden[v]

neşelendirmek,mutlu etmek

gladiator[n]

gladyatör,profesyonel dövüşçü

gladly[adv]

seve seve,isteyerek

gladness[n]

sevinç,mutluluk

glair[n]

yumurta akı astarı

glam rock[n]

glam rock

glamfest[n]

gösterişli şölen,şık etkinlik

glamorous[adj]

göz alıcı

glamorously[adv]

göz alıcı bir şekilde

glamour[n][v]

çekicilik • büyülemek,sihir yapmak

glamping[n]
glamping pod[n]
glance[v][n]

göz atmak • göz atma,kısa bakış

glance off[v]

sekmek,sıçramak

gland[n]

salgı bezi

glanders[n]

ruam

glans[n]

klitoris veya penisin başı

glare[n][v]

kızgın bakış • kaşlarını çatmak,kötü bir bakış atmak

glaring[adj]

göz kamaştırıcı,parlak

glaringly[adv]

göz kamaştırıcı bir şekilde,rahatsız edici derecede parlak

glark[v]

bir kelimenin anlamını bağlamından çıkarmak,bir terimin anlamını kullanımından tahmin etmek

glary[adj]

göz kamaştırıcı,parlak

glasgow[n]

glaskov

glass[n][v]

bardak • camlaşmak,cam gibi olmak

glass art[n]

cam sanatı

glass beadmaking[n]

alev sanatı

glass block[n]

cam blok

glass ceiling[n]

görünmez engel

glass city[n]

Cam Şehri,Cam Kenti

glass cleaner[n]

cam temizleyici

glass cutter[n]

cam elması

glass fusing[n]

cam füzyon sanatı

glass ionomer cement[n]

cam iyonomer simenti,iyonomer cam simenti

glass noodle[n]

cam şehriye,şeffaf erişte

glass paint[n]

vitray boyası

glass rod[n]

cam çubuk,cam değnek

glass snake[n]

cam yılanı

glass wall[n]

cam duvar

glass-ceramic[n]

cam seramiği

glass-clear[adj]

çok şeffaf

glassblowing[n]

cam üfleme

glasschord[n]

cam çubuklu piyano

glasses[n]

gözlük

glassful[n]

bardak dolusu

glasshouse[n]

sera

glassmaking[n]

cam üretme

glassware[n]

cam eşya

glasswork[n]

cam işi,cam eşya

glassy[adj]

camsı,ayna gibi

glaucoma[n]

glokom

glaucous[adj]

glaucous,donuk

glaze[n][v]

sır • şekerle kaplamak

glazed[adj]

glazed

glazier[n]

camcı

glazing[n]

cam takma

glazing agent[n]

parlatıcı

glazing knife[n]

camcı bıçağı

gleam[n][v]

parıltı,ışıltı • parlamak

gleaming[adj][n]

parıltılı • bir parıltı,bir ışık hüzmesi

glean[v]

hasat döküntülerini toplamak

glee[n]

neşe

glee club[n]

koro,şarkı kulübü

gleeful[adj]

neşeli,sevinç dolu

gleefully[adv]

neşeyle,sevinçle

glengarry[n]

İskoç şapkası

glhf[n]

iyi şanslar, iyi eğlenceler

glial[adj]

gliyal

LanGeek
Uygulamayı İndir