go to the moviesgoggles
/ 25
go to the moviesgoggles
go to the movies[phrase]
go to the polls[phrase]

sandığa gitmek

go to the wall[phrase]

elinden gelen her şeyi yapmak

go to town[phrase]

işe iyice asılmak

go to trouble[phrase]
go to war[phrase]
go toe-to-toe[phrase]

kafa kafaya mücadele etmek

go together[v]

birbirine gitmek,uyumlu olmak

go too far[phrase]

fazla ileri gitmek

go towards[v]

katkıda bulunmak,doğru gitmek

go under[v][n]

batmak,suya batmak • tespih böceği,rol böceği

go up[v]

artmak

go up for[v]

için mevcut olmak,için satışa çıkmak

go up in flames[phrase]

feci şekilde başarısız olmak

go up in smoke[phrase]

suya düşmek

go up the wall[phrase]

çileden çıkmak

go walking[phrase]
go whole hog[phrase]

işi sonuna kadar götürmek

go wild[phrase]
go with[v]

katılmak

go with the flow[phrase]
go with the tide[phrase]

akıntıya uymak

go without[phrase]

olmadan devam etmek

go without a snag[phrase]
go without saying[phrase]

söylemeye gerek yok

go wrong[phrase]

başarısız olmak

go yellow[phrase]
go-ahead[n][adj]

yeşil ışık,onay • enerjik ve girişken

go-around[n]

başarısız girişim,yeni deneme

go-between[n]

aracı,arabulucu

go-cart[n]

bebek arabası,çocuk arabası

go-getter[n]

azimli kişi

go-go dancer[n]

striptizci

go-kart[n]

kart,go-kart

go-motion[n]

gitme hareketi

go-to[adj]

tercih edilen,başvurulan

goad[n][v]

sivri uçlu sopa,dürtücü • kışkırtmak,teşvik etmek

goal[n]

hedef

goal area[n]

kale alanı,altı pas alanı

goal difference[n]

gol farkı,averaj

goal kick[n]

kale vuruşu,aut vuruşu

goal line[n]

gol çizgisi,sayı çizgisi

goal-line technology[n]

gol çizgisi teknolojisi,gol tespit sistemi

goal-oriented[adj]

hedef odaklı,amaç yönelimli

goalball[n]

goalball,hedef topu

goalie[n]

kaleci,file bekçisi

goalkeeper[n]

kaleci

goalkeeping[n]

kalecilik,kaleci görevi

goalless[adj]

golsüz,gol atamayan

goalpost[n]

kale direği

goalscoring[n]

gol atma

goaltender[n]

kaleci,file bekçisi

goanna[n]

Avustralya timsah kuyruklu kertenkelesi

goat[n]

keçi

goat cheese[n]

keçi peyniri

goat herder[n]

keçi çobanı,keçi bakıcısı

goat shit[n]

keçi bok,değersiz şey

goated[adj]

olağanüstü yetenekli,belirli bir beceride en iyi

goatee[n]

keçi sakalı

goateed[adj]

keçi sakallı,küçük sivri çene sakalı olan

goatskin[n]

keçi derisi

gobble[v][n]

hızlı yemek • gıdaklama,hindi sesi

gobble down[v]

hızlıca yemek,iştahla yemek

gobble up[v]

çabuk yiyip bitirmek

gobbler[n]

erkek hindi

gobdaw[n]

aptal,budala

goblet[n]

kadeh

goblin[n]

gulyabani

goblin mode[n]

goblin modu,goblin hali

gobo[n]

şablon diski

gobshite[n]

boşboğaz,saçmalayan

gobsmacked[adj]

şoke olmuş

god[n]

Allah

god almighty[n]

Her şeye gücü yeten Tanrı,Kadir-i Mutlak

god botherer[n]

rahatsız edici vaiz,misyoner tacizkar

god mode[n]

tanrı modu,yenilmez mod

god roll[n]

ilahi yuvarlanma,mükemmel kombinasyon

god squad[n]

Tanrı Ekibi,Kutsal Birlik

god-awful[adj]

korkunç,berbat

god-fearing[adj]

Allah'tan korkan

god's gift[n]

Allah vergisi

godchild[n]

vaftiz çocuğu

goddamn[adj][adv][interj]

Allah'ın cezası • lanet olasıca,son derece • Kahrolası,Lanet olsun

goddaughter[n]

vaftiz kızı,vaftiz kızı

goddess[n]

tanrıça

godfather[n]

vaftiz babası

godforsaken[adj]

terkedilmiş

godhead[n]

ilahiyet,tanrısal doğa

godless[adj]

allahsız

godlike[adj]

tanrısal,tanrı gibi

godly[adj]

ilahi,Tanrı'dan gelen

godmother[n]

vaftiz annesi

godparent[n]

vaftiz ebeveyn

godsend[n]

devlet kuşu

godson[n]

vaftiz oğlu,manevi oğul

godwit[n]

limosa

gogga[n]

böcek

goggle[v]

şaşkınlıkla bakmak,hayretle gözlerini dikmek

goggle box[n]

gözlük kutusu,televizyon

goggles[n]

koruyucu gözlük

LanGeek
Uygulamayı İndir