grind upgrouping
/ 25
grind upgrouping
grind up[v]

öğütmek,parçalamak

grindage[n]

grindaj,grindcore müziği

grinder[n]

taşlama makinesi

grinding[n]
grinding wheel[n]

taşlama çarkı

grindset[n]

çalışma zihniyeti,azimli düşünce yapısı

grindz[n]

yiyecek,yemek

gringo[n]

Latin Amerikalıların yabancılar (özellikle Amerikalılar ve İngilizler) için aşağılayıcı bir terimi,gringo (aşağılayıcı terim)

grinning[n]

sırıtma,gülümseme

grip[v][n]

sım sıkı tutmak • set sorumlusu

gripe[n][v]

şikayet, itiraz • şikâyet etmek,sızlanmak

griping[n]

karın ağrısı

grippe[n]

grip

gripper[n]

ayak,pati

gripping[adj]

ilgi çekici

grisaille[n]

gri boya tekniği

grisly[adj]

ürkütücü

grison[n]

grison

grissino[n]

grissino,uzun ince çıtır ekmek çubuğu

grist for the mill[phrase]

işe yarar malzeme

grist to the mill[phrase]

yararlı ve faydalı

gristle[n]

kıkırdak

grit[n][v]

cesaret,sebat • sıkmak,germek

grit teeth[phrase]

dişini sıkmak

gritty[adj]

taneli,pürüzlü

grizzled[adj]

kırlaşmış

grizzly[adj]

kırlaşmış,ağarmış

grizzly bear[n]

Kuzey Amerika bozayısı

groan[v][n]

sızlanmak • inilti,ah

groan inwardly[phrase]

içinden söylenip dışa vurmamak

groan tube[n]

sesli tüp

grocer[n]

bakkal

grocer's[n]
grocers[n]

bakkal,manav

grocery[n]

bakkal

grocery shopping[n]

market alışverişi

grocery store[n]

bakkal

grog[n]

grog

groggy[adj]

mahmur

groin[n][v]

kasık • dalyan inşa etmek,dalyan eklemek

groin vault[n]

çapraz tonoz

grok[v]

derinlemesine anlamak,tam olarak kavramak

grommet curtain[n]

halkalı perde

gronk[n]

bir aptal,bir sakar

groom[n][v]

damat • kendine çekidüzen vermek

groom-to-be[n]

gelecek damat,nişanlı

groomed[adj]

bakımlı

grooming[n]

bakımlı olmak

groove[n][v]

rutin,iz • oluk açmak,yiv açmak

grooved[adj]

oluklu,yivli

grope[v][n]

yoklamak,el yordamıyla ilerlemek • yoklama,elleme

gross[adj][n][v]

brüt,gayri safi • brüt,toplam brüt • kazanmak,elde etmek

gross domestic product[n]

gayri safi yurtiçi hasıla,GSYİH

gross out[v]

tiksinmek,iğrendirmek

gross-out[n][adj]

tiksinçlik,iğrençlik • iğrenç,tiksindirici

grossly[adv]

aşırı derecede,açıkça

grotesque[adj][n]

saçma ve çirkin • grotesk

grotesquely[adv]

grotesk bir şekilde,çirkin bir biçimde

grotto[n]

mağara

grouch[n][v]

huysuz,söylenen • söylenmek,homurdanmak

grouchy[adj]

huysuz,aksi

ground[n][v][adj]

toprak • temellendirmek,sağlam bir temel atmak • öğütülmüş,toz haline getirilmiş

ground ball[n]

yer topu,yuvarlanan top

ground beef[n]

dana kıyma

ground beetle[n]

karafatma

ground cherry[n]

güveyfeneri

ground crew[n]
ground fighting[n]

yer dövüşü,zemin mücadelesi

ground floor[n]

giriş katı

ground level[n]

zemin seviyesi,toprak seviyesi

ground out[v]

yerden vuruşla sayı yapmak,saha oyuncuları tarafından yakalanan yer vuruşuyla sayı yapmak

ground plan[n]

zemin kat planı

ground rule[n]

özel kural,saha kuralı

ground squirrel[n]

yer sincabı

ground stroke[n]

yer vuruşu,temel vuruş

ground zero[n]

patlama merkezi

ground-effect machine[n]

hava yastıklı araç,yer etkili makine

ground-to-air missile[n]

karadan havaya füze

groundbreaker[n]

öncü,yenilikçi

groundbreaking[adj][n]

yeni bir girişim başlatan • temel atma töreni,açılış töreni

groundhog[n]

dağ sıçanı

grounding system[n]

topraklama sistemi

groundkeeper[n]

bahçıvan,park bekçisi

groundless[adj]

asılsız,temelsiz

groundnut[n]

yer fıstığı

groundnut oil[n]

yer fıstığı yağı,fıstık yağı

grounds[n]

gerekçeler,temeller

groundsheet[n]
groundskeeper[n]

saha görevlisi

groundwater[n]

yeraltı suyu

group[n][v]

grup • gruplandırmak,sınıflandırmak

group dance[n]

grup dansı

group meeting[n]

grup toplantısı

group of seven[n]

yedi'li grup

group project[n]

grup projesi,takım çalışması

group stage[n]

grup aşaması

group therapy[n]

grup tedavisi

group work[n]

grup çalışması

group-dynamic game[n]

grup oyunu

grouping[n]

gruplandırma,küme

LanGeek
Uygulamayı İndir