gratuitygreen flag
/ 25
gratuitygreen flag
gratuity[n]

bahşiş

grave[n][adj][v][adv]

mezar • çok ciddi • oymak,kazımak • ağırbaşlı bir şekilde,yavaş ve ciddi bir şekilde

grave accent[n]

grave aksanı,grave işareti

gravel[n][v]

çakıl taşı • şaşırtmak,kafa karıştırmak

gravel bed[n][adj]
gravel bicycle[n]

çakıl bisikleti,çakıl yolları için bisiklet

gravel cycling[n]

çakıl bisikleti,gravel bisiklet

gravelly[adj]

boğuk,pürüzlü

gravely[adv]

ciddi,ağır

graven image[n]

oyulmuş resim,heykel put

graves' disease[n]

Basedow hastalığı

gravestone[n]

mezar taşı,mezarlık taşı

graveyard[n]

mezarlık

gravid[adj]

hamile,gebe

gravimetry[n]

gravimetri,yerçekimi ölçümü

gravitas[n]

ağırbaşlılık

gravitate[v]

çekim merkezine doğru hareket etmek,yerçekimi tarafından çekilmek

gravitational[adj]

yerçekimi ile ilgili

gravitational force[n]

yerçekimi kuvveti,kütleçekim kuvveti

gravity[n]

yer çekimi

gravity hill[n]

yerçekimi tepesi,yerçekimi yokuşu

gravity racer[n]

yerçekimi aracı,yerçekimi yarışçısı

gravy[n]

sos

gravy boat[n]

sos kabı

gravy face[n]

yağlı yüz,parlak yüz

gravy holder[n]

sosluk,sos teknesi

gravy train[n]

ballı iş

gray[adj][n][v]

gri • gri,gri tonu • grileşmek,griye dönmek

gray area[n]

belirsiz alan

gray fox[n]

gri tilki

gray matter[n]

boz madde

gray rhebok[n]

karaca antilobu

gray vote[n]

yaşlı oyları

gray whale[n]

gri balina

gray wolf[n]

gri kurt

gray-haired[adj]

gri saçlı

gray-headed[adj]

gri saçlı,ağarmış saçlı

graying[adj]

ağaran,beyazlaşan

graze[v][n]

otlamak • otlatma,otlama

grazier[n]

çiftçi,hayvan yetiştiricisi

grazing[n]

sürtünme,değme

grazing land[n]

otlak,mera

gre[n]

GRE sınavı

grease[n][v]

gres,yağ • yağlamak

grease ant[n]

hırsız karınca

grease hand[phrase]

rüşvet vermek

grease monkey[n]

tamirci,araba tamircisi

grease pencil[n]

yağlı kalem,mumlu kalem

grease the skids[phrase]

yolu açmak

greasepaint[n]

makyaj boyası,yağlı boya

greaseproof paper[n]

pişirme kağıdı

greasy[adj]

yağlı

greasy spoon[n]

ucuz ve pis lokanta

great[adj][n][adv]

çok büyük • çok başarılı kişi • çok iyi

great auk[n]

büyük dalıcımartı

great barkers are no biters[sentence]

boş kapı gürültüsü çok olur

great britain[n]

Birleşik Krallık

great cry and little wool[phrase]

yaygara yapmak

great dane[n]

Danua köpeği

great depression[n]

Büyük Buhran,1929 Ekonomik Krizi

great dodecahedron[n]

büyük onikiyüzlü

great grandfather[n]

büyük büyükbaba

great hall[n]

büyük salon

great icosahedron[n]

büyük yirmiyüzlü

great room[n]

büyük salon

great saphenous vein[n]

büyük safen ven

great stellated dodecahedron[n]

büyük yıldızlı onikiyüzlü

great stuff[phrase]

aferin sana

great talkers are little doers[sentence]

çok konuşan boş konuşur

great unwashed[n]

avam,halk

great wall of china[n]

Çin Seddi

great white shark[n]

büyük beyaz köpekbalığı,beyaz köpekbalığı

great-uncle[n]

büyük amca

greatcoat[n]

kalın palto

greatly[adv]

fazlasıyla

greatness[n]

büyüklük

grebe[n]

batağan

grecian nose[n]

Yunan burnu

greco-roman[adj]

Greko-Romen,Antik Yunan ve Roma

greco-roman wrestling[n]

grekoromen güreşi,grekoromen güreşi (güreşçilerin bel altına müdahale etmesinin, çelme takmasının veya tutuş yapmasının yasak olduğu bir güreş stili)

greece[n]

Yunanistan

greed[n]

aç gözlülük

greedily[adv]

açgözlülükle

greedy[adj]

aç gözlü

greek[adj][n]

yunanistanlı • yunanca

greek alphabet[n]

Yunan alfabesi

greek salad[n]

Yunan salatası

green[adj][n][v]

yeşil • yeşil • yeşillendirmek,yeşile boyamak

green algae[n]

yeşil algler

green around the gills[phrase]

hasta görünümlü

green audit[n]

yeşil denetim,çevresel denetim

green bean[n]

yeşil fasulye

green belt[n]

yeşil alan

green bottle fly[n]

yeşil sinek

green card[n]

yeşil kart (ABD)

green curry[n]

green curry

green energy[n]

yeşil enerji

green fee[n]

yeşil ücreti,golf sahası giriş ücreti

green fingers[n]

bitki yetiştirme becerisi

green flag[n]

olumlu bir işaret,iyi bir gösterge

LanGeek
Uygulamayı İndir