fixer
01
gözlerini dikmek, sabitlemek bakışlarını
regarder intensément sans bouger les yeux
Örnekler
Le chat fixe la souris.
Kedi fareye sabit bakar.
02
belirlemek, saptamak
déterminer ou établir quelque chose de manière précise
Örnekler
Elle a fixé des objectifs clairs.
O, net hedefler belirledi.
03
yerleşmek, oturmak
s'établir quelque chose de manière durable
Örnekler
Il veut se fixer dans une petite ville.
O, küçük bir kasabada yerleşmek istiyor.
04
sabitlemek, bağlamak
rendre stable ou immobile
Örnekler
Nous avons fixé la tente pour qu' elle résiste au vent.
Çadırın rüzgara dayanması için onu sabitledik.
05
belirlemek, kendine koymak
déterminer ou établir pour soi-même
Örnekler
Les étudiants se fixent des horaires de révision stricts.
Öğrenciler kendilerine katı çalışma programları belirler.



























