Ara
captar
01
almak, algılamak
recibir o percibir información, señales o mensajes de una fuente externa
Örnekler
El sensor capta cualquier movimiento en la habitación.
Sensör, odadaki herhangi bir hareketi algılar.
02
anlamak, kavramak
comprender o entender algo claramente, captar su significado
Örnekler
Los estudiantes captaron el concepto después de la explicación del profesor.
Öğrenciler, öğretmenin açıklamasından sonra kavramı kavradılar.
03
ilgisini çekmek, dikkatini çekmek
atraer la atención, el interés o la simpatía de alguien
Örnekler
El discurso captó la simpatía de los votantes.
Konuşma, seçmenlerin sempatisini yakaladı.
04
yakalamak, kaydetmek
registrar o tomar una imagen mediante una cámara o dispositivo
Örnekler
La cámara no pudo captar la escena completa.
Kamera, tüm sahneyi yakalayamadı.
05
algılamak, sezmek
percibir o darse cuenta de algo a través de los sentidos o la intuición
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
1. tekil kişi
capto
3. tekil kişi
capta
şimdiki zaman ortacı
captando
basit geçmiş zaman
captó
geçmiş zaman ortacı
captado
Örnekler
El artista capta la esencia de sus sujetos en sus pinturas.
Sanatçı, resimlerinde konularının özünü yakalar.



























